Ergün Yıldırım: Türk tipi başkanlıktan Türk tipi laikliğe

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Devlet örfi hukukla dinle belli bir mesafe içindedir. Şeriat (dini hukuk) toplumda geçerlidir. Din ve devletin çatışması, ayrışması ve karşıt pozisyonlar alması gibi batı laikliği yerine burada “din ü devlet” vardır. Devlet ve din beraberdir. Birbirini tamamlar, bir birine yardım eder. Devlet dini alana tahakküm etmediği gibi din de siyasetin alanına göz dikmez.

Batı laikliği, dini tamamıyla iptale yönelir. Özellikle Fransız laikliği budur. İslam dünyasının çoğunda şeriat (ahkam/muamelat) vardır. Mısır’da bile. Bu ülkelerde batı tipi laiklik nasıl olacak? Tunus, bize bir örnek olamaz. On milyonluk ve merkezi bir iddiası olmayan bir konuma sahip. Gannuşi’nin çözümü bölgesel değil, lokaldir. Türkiye merkez bir millet ve devlettir.

Bölgesine karşı sorumlukları ve iddiaları vardır. Bundan dolayı kendi tarihi gerçekliklerini çağdaş dünyada yorumlama cesaretini göstererek kendine bir yol çizmek zorunda. Karşı olsak ve yanlış bulsak da İran bu cesareti gösteriyor, kısmen Arabistan Vehhabilik ile gösteriyor. Asıl Türkiye’nin büyük vebali ve sorumlulukları var. Bunu da Batı laikliğinin getirdiği din ve devlet formülüyle yapması zor.

İslam dünyasında isyanlardan kurtulmanın yolu olarak bize batı laikliğini ihraç ederek sunanlar büyük bir yanılgı içerisindedirler. Çünkü Batılıların kendi toplumları için buldukları bu siyaset, bizim ne sosyolojimizden ne de tarihi varlığımızdan geliyor. Bu siyaset çoğunlukla batıcı elitlerin toplumlarımızı Batı’ya bağımlı kılan bir aracına dönüştü.

Laiklik, kendimizi “dinsel asimilasyona” uğratmanın yöntemi olarak çalıştı. Bir self-kolonizasyon politikası olarak çalıştı. Siyaset ve din ilişkisi, bin yıllık tarihi tecrübemizde zaten belli bir mesafe içinde yürüdü. Din sorunlarımızı, kendi siyasetimizle çözdük. Bu kudreti tarihte, üstelik farklı dönemlerde ve devletlerle gösterdik ise bugün neden yeniden göstermeyelim?

Ergün Yıldırım’ın yazısı