Galatasaray'ınki aslında bir başarı

ERAY ÖZER
@ErayOzer
erayozer@gmail.com

Şimdi gelin şöyle yapalım ve en son söylenecek olanı baştan söyleyelim: Galatasaray’ın elindeki oyuncu kalitesi ve teknik ekiple ilk yarı sonunda ligde üçüncü sırada yer alması hiç kimse için şaşırtıcı olmamalı.

Aksine, sahadaki takımı ve teknik kadroyu bütün eksiklere rağmen kapasitelerinin üzerinde bir mücadele ortaya koydukları için başarılı bulmak gerekiyor.

Şöyle basit bir örnekle başlayalım: Dünya çapınca oyuncuların değerlerini saptayan bir site var: Transfermarkt. Buraya göre ligi 33 puanla üçüncü sırada tamamlayan Galatasaray’ın piyasa değeri 92.1 milyon avro. Üstelik siteye göre 14 milyon avro ile takımın uzak ara en değerli oyuncusu olan Fernando Muslera da saptanan bu değerin içerisinde ve uzak ara en pahalı isim.

Fotoğraflar: Galatasaray.org

Yani Muslera’yı çıkarsak geriye elimizde 76 milyon avroluk bir takım kalıyor. Galatasaray’ın ligde bir sıra üstünde yer alan Beşiktaş’ın değeri 120, bir sıra alttaki Fenerbahçe’ninki ise 142.5 milyon avro.

Tabii ki bu rakamlar hep görecelidir ve asla sahadaki futbolun ne olacağını, kimin şampiyon, kimin lig sonuncusu olarak sezonu tamamlayacağını belirlemez. Aynı mantıkla hareket etsek ligin tepesine yerleşen Başakşehir’in 57.5 milyonluk değeriyle bu başarıyı nasıl elde ettiğini açıklayamazdık.

Galatasaray ‘underdog’ başladı

Kadro gücüne bakınca Galatasaray’ın sezona ‘underdog’ başladığını, –birkaç sezon önce de Beşiktaş benzer mali krizler içerisinde aynı kadro sıkıntılarını yaşıyordu- buna karşın sahada bir arada durmaya çalışan, ligden kopmayan bir Galatasaray’ın varlığını kabul ve takdir etmek gerekir.

Yoksa altyapıya geldikten sonra A takım sorumluluğuna getirilmiş Riekerink’i paramparça ederek, kesintisiz başarı histerisi içerisinde kaybolmak kolay. Zaten spor basınının yüzde doksanının da yaptığı bu.

Ha tabii bir de yönetime vurmak var geleneğimizde.

Kaldı ki, Galatasaray yönetimi, mali krizle başa çıkma zorunluluğu gibi bir özrü olmasına rağmen, bu türden darbelere maruz kalmayı hak etmiyor değil.

Olmayan parayla yapılan kötü transferler, takımın içerisinde bitmek bilmeyen gruplaşma ve huzursuzluk gibi noktalar Riekerink’in tecrübesiz –ve bu topraklara yabancı- ellerine bırakılmayacak kadar kritik sorunlar ve aslında bunları yönetimin devreye girerek çözmesi gerekiyor. Yönetim bu noktalarda sadece hantal değil, adeta korkak davranmayı sürdürüyor.

Takımı Sneijder kuruyorsa da dua edin

Takımı Sneijder kuruyor, aslında o yönetiyor, söylentileri de uzunca bir süredir kulübün gündeminden düşmüyor. Lakin Galatasaray öyle bir noktada duruyor ki, insanın ‘o kurmasın da peki kim kursun’ diyesi geliyor.

Transferde yapılan hataları uzun uzadıya tartışmaya gerek yok. A takıma 2003 yılında dahil olmuş, bugün 33’üne merdiven dayamış ve daha bir buçuk sezon önce takımda istenmeyen adam ilan edilmiş Sabri Sarıoğlu’nun ilk devrede sadece Süper Lig’de tam 15 maç forma giydiğini –ve üstelik de arkadaşlarına nazaran hiç de kötü olmadığını- söylemek, Galatasaray takımının teknik açıdan nasıl umutsuz olduğunu yeterince ifade eder sanırım.

Linnes, Josue, Sigthorsson, Hamit…

Neredeyse sıfır verim alınmasına karşın harcanan on milyonlarca avro…

Galatasaray forvet hattından en geriye kadar her yerde yetersiz bir ekiple mücadele etmeye çalışıyor. Tabii ki kalesi hariç!

Maç içinde izlemekten, dikkat kesilmekten özellikle mutlu olunan bir mevki değildir kale. Kaleci seyretmeyi bir zevk haline getirdiği için Muslera’ya futbolseverler olarak ne kadar teşekkür etsek az.

Teknik ekip istedi, diyemezsiniz

Evet, bu oyuncuların alınmasında teknik kadronun talepleri etkili olmuş olabilir. Fakat Beşiktaş ve Fenerbahçe örneklerinden de gayet iyi biliyoruz ki, Türkiye’de transferde son sözü yönetimler söyler. Dolayısıyla bu boyutta devasa bir başarısızlığı, ‘ama hoca bu isimleri istedi’ diyerek yok saymak mümkün değil. Galatasaray yönetimi de takımın ligde düşe kalka büyük bir özveriyle ulaştığı bu noktanın altına düşülmesi durumunda sezon sonunda hesap vermek zorunda kalacaktır. Hatta belki sezon sonunu bile beklemeden…

Rakipler Avrupa’ya veda ederse işler daha da zorlaşacak

Takımın ikinci yarıdaki durumuna gelirsek, UEFA mali kriterleri içerisinde kalarak yapılabilecek transferlerle sezon sonu gelir mi? Pek öyle görünmüyor.

Üstelik ilk yarıda rakiplerin Avrupa maçlarına verdikleri ağırlığın buralardan elenmeleriyle birlikte tamamen lige kayacağını da göz ardı etmeyelim. Zira Galatasaray sezon başından bu yana lig ve kupa dışında başka hiçbir turnuvaya konsantre olmamak gibi bir durumu başarıya çeviremedi.

İkinci yarıda lige çok daha fazla asılacak rakipler karşısında ne yazık ki mevcut tablo pek iyi görünmüyor.

Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse alınacak bir Şampiyonlar Ligi bileti bile şampiyonluk değerinde olabilir. Kötü senaryoyu ise hiçbir Galatasaraylı düşünmese daha iyi…

Fenerbahçe kendisine rağmen şampiyon olur mu?

Kartal çıplak! Beşiktaş yenilmiyor diyorduk, meğer yenemiyormuş