Osman Can: Anayasa Mahkemesi Başkanı siyasete haddini bildirmeye kalkışıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Kılıç’ın konuşması tarihi ıskalamış bir konuşma. Terminolojisi ittihatçı gibi gözükmese de, ittihatçı bir tonda ve terbiye edici bir tarzda yine demokratik siyasete haddini bildirmeye kalkışıyor. Yine genetiği itibarıyla ittihatçı kalkışma mahiyetindeki paralel yapının yarattığı demokrasi ve hukuk riskini, hukuk terminolojisinin süslü ve sempatik retoriğiyle perdelemeye çalışıyor.

Bu yapılara karşı mücadele etmek için 17 Aralık’tan beri, durumun gerektirdiği hızlı ve acil tedbirlerin alınmasını, “haklı bir neden olmaksızın, kamu yararı gözetilmeden, siyasal amaçları gerçekleştirmek düşüncesiyle yazılı hukuk kurallarında çok sık aralıklarla yapılan değişiklikler” olarak niteliyor ve baştan itibaren hukuk dışılığa mahkum ediyor. Paralel yapıyla mücadeleyi “haklı neden” olarak görmediğini deklare etmiş oluyor. Dolayısıyla “hukuk içinde mücadele verilsin” ifadesi ise anlamını yitiriyor.

İçine “hukuk”, “hukuk devleti”, “hukukun üstünlüğü”, “evrensel değerler” gibi kavramların boca edildiği bir konuşma, sırf bu nedenle hukuki bir metin olmuyor. “Demokrasi” ve “özgürlük” enflasyonu yaşayan bir metin de insanı demokrat ve özgürlükçü kılmıyor.

Sadece tarihi ıskalamış, zamanı şaşırmış bir konuşma.

Tarihsel gelişimi gölgeleme şansı ve etkisi dahi yok.

Osman Can’ın yazısı