Ekonomi uzun aranın ardından küçüldü.
Yedi yıl sonra, yüzde 1.8 oranında daralma açıklandı.
Ve lütfen dikkat; bu daralma TÜİK’in hesapları değiştirmesine rağmen gerçekleşti. TÜİK’in milli gelir revizyonuyla geçen yıl 9 bin 130 dolar olan milli gelir, 11 bin 14 dolara çıktı.
İki kalem oynatmayla 2 bin dolar zenginleştik zenginleşmesine. Ama bu bile küçülmeyi saklamaya yetmedi.
Küresel bir giyim markasının Türkiye yöneticisi AVM kiralarının artık ödenemediğini söylüyordu dün ekranda.
Aynı sıralarda da cenaze törenleri bitmiş, anayasa değişikliği tartışılmaya yeniden başlanmıştı bile.
AKP’nin MHP işbirliğiyle anayasayı değiştirme gayretindeki acele dikkat çekmeyecek gibi değil.
Bu telaşın; ekonominin daralması, milli gelirin hormonlu hesaplarla büyütülmesi ile bir ilgisi olabilir mi?
TBMM’ye sunulan 21 maddelik kanun teklifine baktığımızda, ilk görünen şu:
İşsizlik ve büyüme rakamlarında sergilenen makyaj gayreti burada da geçerli. Anayasa değişikliği görünümlü metin, köklü bir rejim değişikliğinin ta kendisi.
Mevcut Cumhurbaşkanı’na -biri fesih olmak üzere- arka arkaya üç kez seçilme yolunu açan, başbakanı ortadan kaldıran, denetim araçlarını anayasadan “uçurarak” TBMM’yi kâğıt üzerinde bırakan bir metinden bahsediyoruz.
Madde gerekçelerin birinde “Cumhurbaşkanının herhangi bir partiyle ilişkisinin olması, onun görevini yerine getirirken taraflı olacağı anlamına gelmemektedir” bile yazıyor.