Nihayet siyasi dizayn açısından da ‘tehlikeli’ bir unsur var… Cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisi 2018 yılında başlıyor ama cezai sorumluluğunun başlangıç tarihi 2019. Bunun seçimler açısından bir komplikasyon yaratıp yaratmayacağını zaman gösterecek.
Sonuç olarak hızlı iş yapma ve siyasi istikrar uğruna yapılan bir değişiklikle karşı karşıyayız. Öte yandan hızlı iş yapmanın her zaman yararlı olmadığını biliyoruz, çünkü doğruyu yapmazsanız hızlı olmak ülkeye sadece zarar veriyor. Siyasi istikrar ise, eğer kutuplaşma üretirse bu toplumun kadim kavga dönemine dönmesini ifade edecektir.
Diğer taraftan cumhurbaşkanlığı etrafında bir keyfilik alanı yaratılmış oluyor ve bunun nasıl kullanılacağını bilmiyoruz. Demokratik bir rejime de gidebilir, baskı rejimine de… Muhalifler ikinciyi bekliyor. AK Partililer birinciyi.
Tarihsel bakış ise, cumhurbaşkanının yetkilerinin genişletilmesinin karşılığında 12 Eylül Anayasası’nın temel ilkelerle 12 yıl daha süreceğini söylüyor. Kürt meselesinin çözülemeyeceği bir 12 yıl daha… Bütün bunlar MHP’ye benzeme noktasına gelmeye değer miydi, bu da AK Partililerin sorması gereken ilave bir soru.