Nuray Mert: Bu mesele İslamcı iktidarın 'işin fıtratında var' diye geçiştirdiği bir mesele değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Şimdi de Siirt’te, yine bir maden işletmesi, yine “kaza değil, cinayet”. Hep söylüyoruz, iş cinayeti bunlar. Ama hep söyleyelim, canını kaybeden bir kişi de olsa, tekrar kahırlanalım, tekrar lanetleyelim, en önemlisi tekrar kurcalayalım. Ve lütfen çok ağızdan söyleyelim, tek tük değil, dert eden hepimiz yazalım, hepimiz dert edelim.

Yok, bu mesele sadece İslamcı iktidarın “İşin fıtratında var” diye geçiştirdiği bir mesele değil, her devirde geçiştirilen bir mesele, çünkü işin ucu dolambaçlı ve karanlık. O işin ucu hep kodamanların düzenine, kâr sapkınlığına, para tapınmasına çıkıyor.

Ama sözü geçmişken, şu ‘fıtrat’ meselesine de değinmeden geçmeyelim. “Telaffuz edildiği zaman akan sular durur, çünkü konu itikat meselesine döner” diye yutturulabilecek bir şey değil ‘fıtrat’.

Öncelikle, işin fıtratı olmaz, yaratılanların fıtratı olur; ‘iş’ yaratılmış değil, yaratılanların yani insanların kurguladığı, yapıp ettikleri bir şeydir. İşi kurgulayan, yani işyerinin sahibinin, iş koşullarını daha fazla ‘kâr’ veya önce insan canı, güvenliği olarak düzenlemesi gibi bir ‘seçim’i ve dolayısı ile ‘mesuliyet’i vardır.

Şüphesiz, insanlar iyi ile kötü arasında seçim yapmakla mükelleftir. Bu bir değerler meselesidir, en çok da Müslümanlık taslayanların meselesi olması beklenir. “Kaza ve kader inancı” mı? Yok, o da bahane olamaz, zira yapıp ettiklerimiz dolayısı ile kötü bir şeye ‘vesile’ olmaktan kaçmakla mesulüz.

Nuray Mert’in yazısı