Mali kriz ortamında, egemen sınıfların temsilcileri, ‘seçkinler’ kendilerini, başarısızlıkla, halkın sorunlarına ilgisizlikle suçlayarak yükselen toplumsal muhalefet karşısında, hem korunmak, hem de kullanmak üzere reaksiyoner eğilimlere yanaşıyorlar. Böylece muhalefetin reaksiyoner eğilimlerinin ideolojisi popüler kültürde öne çıkmaya başlıyor. Popüler kültürde, ırkçı, yabancı düşmanı, milliyetçi, cinsiyetçi temalar, sermayeye yönelik eleştirileri köreltiyor. Dahası, bu temalar, gerektiğinde uluslararası askeri maceraları da kolaylaştırıyor.
Donald Trump’a oy veren seçmenin eğilimini kabaca biliyoruz. Ancak Wall Street Journal’dan G. Seib’in bulguları, Trump seçmeninin yalnızca yüzde 17’sinin göçmen ‘düşmanlığından’, yüzde 57’sinin serbest ticaret ‘karşıtlığından’, hemen hepsinin değişim arzusundan oy verdiğini gösteriyor. Diğer taraftan, Wall Street Journal ve Financial Times gibi yayınlardan, Trump başkanlığından en çok, kimya-ilaç, enerji, silah, inşaat sanayiilerinin yaralanacağını öğreniyoruz. S&P 500’ün aksine Dow Jones 30 indeksinin, özellikle J.P Morgan, Goldman Sachs hisselerinin performansından da, finanskapitalin gelişmelerden hoşnut olduğunu… En büyük düş kırıklığını Trump’a oy verenler yaşayacak!