Cumhuriyet gazetesini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yargının baskıya direnmesi gerektiğine vurgu yaparak “12 Eylül ve 12 Mart askeri dönemlerinde bile yargıçlar daha bağımsızdı” diye konuştu.

DHA’nın haberine göre CHP’liler, partilerinin İstanbul il teşkilatının çağrısıyla Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki binası önünden toplandı. Eyleme Kılıçdaroğlu da katıldı. Eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla birlikte yönetim katında Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç ve diğer yöneticilerle görüşen Kılıçdaroğlu, yaklaşık bir saat kaldı.
Gazete çıkışında konuşma yapan Kılıçdaroğlu, bir ülkede medyaya baskı varsa, gazetecileri hapisteyse o ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: “Eğer bir toplumda medya özgürlüğü yoksa, halkın haber alma kanalları tıkanmış demektir. Biz medyadan söz ederken, medyadaki çeşitliliğe özenle vurgu yapıyoruz. İktidarın yanında veya karşısında diye bir ayırımdan özenle kaçınmamız gerektiğini biliyorum. Hapiste gazeteci olmaz. Gazetecinin elinde kalemi vardır, önünde kağıdı vardır. Dünyaya bakar, halka bakar , yorumlar ve yazısını yazar. Arzu ederseniz, katılırsınız, arzu etmezseniz katılmazsınız. Dolayısıyla medya özgürlüğüne hepimizin ihtiyacı var.”
‘Demokrasi eksikliği toplumun her kesimine yansıyor’

Türkiye’de hapisteki gazeteci sayısının 142’ye ulaştığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Dünyada bizim kadar gazetecisi içeriden olan ikinci bir ülke yok” dedi ve havanın kurşun gibi ağır olduğunu belirtti: “Bu ağırlık sadece medyayı vurmuyor. Bu ağırlık esnafı da vuruyor. Turizmciyi vuruyor. Sanayiciyi vuruyor. Taciri vuruyor. Çiftçiyi vuruyor. Ürününü satamıyor. Dolayısıyla demokrasi eksikliği, özgürlük eksikliği, toplumun her kesimine kademe kademe yansıyor. Biz hiçbir ayırım yapmadık. Gazeteciler açısından. Kim tutukluysa onun yanında durmaya özen gösterdik.”
Gazeteciler hakkında tutuklama kararı veren yargıçlara da seslenen CHP lideri, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Yargı Türkiye’nin önünü açmalıdır, baskıya direnmelidir yargı. 12 Eylül, 12 Mart askeri dönemlerinde bile yargıçlar daha bağımsızdı. Hukukun üstünlüğüne daha fazla bağlıydılar. Bugün de aynı tabloyu görmek isteriz. Baskıya direnmeli, vicdanının sesini dinlemeli , hukukun üstünlüğüne bakmalı, Anayasa’nın kendisine verdiği güvenceye bakmalı ve yargı bağımsız, hukukun üstünlüğüne inanarak demokratik kurallar içerisinde, uluslararası sözleşmelere de bakarak, kararını vermelidir. Yargıya açık ve net çağrımdır bu. Bugün Cumhuriyet’e uygulanan, bugün pek çok yazara uygulanan baskıcı, özgürlükleri kısıtlayıcı uygulamalar, yarın yargı için de geçerli olabilir. O nedenle herkes, demokrasi konusunda, özgürlükler konusunda duyarlılığını korumalıdır.”