Gerçek şu ki, başında Erdoğan’ın olduğu bir yönetimle, Gül’ün olduğu bir yönetim gece ile gündüz kadar farklı olabilir.
Eğer Türkiye, giderek keyfî, otoriter ve yoz bir nitelik kazanan; tarihin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına konu olan; bu soruşturmayı bastırmak için yandaşlarına “vatanseverler”, muhaliflerine “vatan hainleri” diyerek toplumu bugüne kadar görülmemiş bir şekilde kutuplaştıran; bir inanç grubuna karşı her gün nefret kusan bir kliğin tahakkümünden kurtulacaksa, Cumhurbaşkanı Gül bunda bir rol oynayacaktır, oynamalıdır.
Bu kez halkın oyuyla cumhurbaşkanı mı seçilir, AKP’nin ve hükümetin başına mı geçer, yoksa Erdoğan tarafından saf dışı mı edilir, bilemiyorum.
Ama Gül’ün siyasetin içinde olması gerekir, zira hem kurduğu partiye, hem Türkiye Cumhuriyeti’ne, hem de Türkiye halkına karşı taşıdığı büyük bir sorumluluk var. Kenara çekilemez.