Verda Özer: ABD'de her iki adayın da Türkiye için artıları ve eksileri var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ve büyük gün geldi çattı. Dünyanın en büyük gücü ABD, bugün yeni başkanını seçiyor. Amerikan basınının deyişiyle ‘iki sevilmeyen aday’dan biri, ülkenin 45.başkanı olacak.

Trump Irak ve Suriye’ye müdahil olmaya ise kesinlikle karşı. Bu yüzden Esad’a karşı nispeten hoşgörülü. “Ben olsam Esad’a karşı savaşmazdım ve Suriye’nin dışında dururdum” sözleri bunun göstergesi.

Ankara’nın ısrarla talep ettiği güvenli bölge konusunda ise istekli. Ancak Trump için güvenli bölge, mültecileri toplayabileceği bir arazi gibi. Buranın masrafını da Körfez ülkelerinin karşılamasını öneriyor.

Her şeyden önce Clinton demek, döneminde Dışişleri Bakanlığı yapmış olduğu Obama’nın politikalarının büyük oranda devamı demek.

Bununla birlikte Clinton da Trump gibi güvenli bölgeyi savunuyor. Esad konusunda ise geçiş süreci üzerinde duruyor. Daha fazla askeri müdahaleyle Esad’ın diplomatik çözüme itileceğini düşünüyor. Bu bakımdan Esad’la çatışmaktan kaçan Trump’tan ayrılıyor.

Bununla birlikte görülen o ki, her iki adayın da Türkiye için artıları ve eksileri var. Dolayısıyla her ikisiyle de pazarlıkta alacaklarımız ve vereceklerimiz olacak. Yeter ki alacağımız vereceğimizden daha fazla olsun. Ne diyelim, hayırlısı olsun.

Verda Özer’in yazısı