Ahmet Kekeç: FETÖ Cumhuriyet'i nasıl elde etti? Hangi 'aracıları' kullandı?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Gazete, “Ergenekon” fırtınasından hafif yaralarla kurtulduktan sonra mihverini değiştirdi. Daha doğrusu, mihverini kaybetti.

Bunu ben söylemiyorum. Bunu, Cumhuriyet gazetesinin sembol isimlerinden Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu söylüyor. Yine Uğur Mumcu’dan boşalan sütuna konuşlandırılan Ergenekon mağduru Mustafa Balbay söylüyor. Ki, gazetesine (gazetesinin ilgisine) en çok muhtaç olduğu bir dönemde yazılarına son verildi. Balbay’la birlikte, bir bölük Cumhuriyet emektarı kapı dışarı edildi. Gönderilenlerden boşalan yere, bir dönem FETÖ’nün liberalleriyle kırıştırmış orta malı gazeteciler ve yazarlar dolduruldu.

Hikmet Çetinkaya’ya dokunulmadı, hayır. FETÖ’nün “hizmet” ve “cemaat” diye anıldığı dönemlerde saplantı halinde peş peşe Gülen aleyhtarı kitaplar yazan Hikmet Çetinkaya bir sabah “hidayetle” uyandı, darbeye kalkışacak kadar gözünü karartmış FETÖ’nün terör örgütü sayılamayacağını söyledi. Bu sözler, Zaman gazetesinin manşetini süsledi.

FETÖ Cumhuriyet’i nasıl elde etti? Hangi “aracıları” kullandı? Bunları konuşmayacak mısınız?

Mustafa Balbay’ın, “Cumhuriyet’te FETÖ’cülükten Kürtçülüğe her şey serbest, CHP milletvekili olarak yazı yazmak yasak” sözleriyle ilgili ufak da olsa bir tecessüs geliştirmeyecek misiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet’i FETÖ ve PKK’yla ilişkilendirmek şeref yoksunluğudur” buyuruyor.

Şeref yoksunluğunun ne olduğunu, elinde FETÖ tapesiyle dolaşan bu genel başkana hatırlatmayacak mısınız?

Ahmet Kekeç’in yazısı