Öyle görünüyor ki bugünden itibaren Türkiye’de yapılabilecek en tehlikeli iş bir gazetede yazı yazmak ya da bir gazete yönetmek. Çünkü savcılık, her haberde ya da her yorumda “subliminal darbe mesajı” bulabileceğini de böylece ortaya koyuyor.
Bütün gazetecilik yaşamı boyunca Fetullahçı örgütlenmeye dikkat çeken ve bu konudaki ilk kitapları yazan Hikmet Çetinkaya, 1-9 Mart 2004 tarihlerinde “Gülen Serüveni” diye bir yazı dizisi hazırlamış, Gülen de buna tekzip yollamış. Bu da olmuş Çetinkaya’nın FETÖ ile işbirliğine işaret!
O kadar gerilere gidilebiliyorsa bütün AKP yöneticilerini toplamak daha mantıklı bir hareket olurdu.
Fetullah Gülen’e “hoca efendi” diyerek yere göğe sığdıramayanlar onlardı. Ne istedilerse veriyorlar, devlet memuriyetlerine giriş sınavlarının sorularının çalınmasına göz yumuyorlardı.
Gazetenin yazarlarından Kadri Gürsel, 12 Temmuz’da bir yazı yazmış. Yazının başlığı “Erdoğan babamız olmak istiyor”. Gürsel, bu yazısıyla Erdoğan’ın her şeye hâkim olma, her konuya herkes adına karar verme eğilimini eleştiriyordu.
Söz konusu yazıda Erdoğan’ın Bulgar Dışişleri Bakanı’ndan sigarayı bırakmasını istemesi ile Türkiye’de sigara içenlere yönelik benzer davranışları arasında paralellik kuruyor ve “Erdoğan babamız olmak istiyor. ‘Ben sizin babanızım. Tabii ki babanızın yanında sigara içemezsiniz. Babalar çocuklarını içerken yakaladığında, elinden sigarayı alır’ demiş oluyor” diye yorumluyor.
Meğerse bu “subliminal darbe mesajı” imiş!