OHAL’in en az bir yıl sürmesi gerektiğini söyleyen o sesin, idam cezasıyla ağzını sulandırdığı güruhla oluşturduğu ittifak, Türk milliyetçisi ve Sünni ümmetçi bir silindir gibi toplumun üstünden geçiyor. Önce yıkıp sonra düzlüyor.
Gidişatın yönü belli. Otoriterlikle tanımlamanın artık bütünüyle yetersiz kaldığı, seçimli diktatörlük gibi kendi içinde çelişkili tanımlara başvurmayı gerektiren bir geçiş dönemi bu.
Başka ülkelerde demokrasi ve diktatörlük kelimelerini birleştirip bizdekine benzeyen fiili durum rejimlerini “demokratur” olarak tanımlayanlar var. Ama haldeki Türkiye’ye bakıp, demokrasiden geriye ne kaldı ki, böyle bir bileşik kelimeyi kullanmak anlamlı olsun diye kendine sormak mümkün.
Yürütme, yasama ve yargının tek elden yönetildiği, eğitimden kültüre, medyadan kent yaşamına tüm politikaların, hâkim partiyi oluşturan intikamcı, fırsatçı, ihyacı, dinbaz ve milliyetçi eğilimlerin güdümünde olduğu bir yönetim bu.
Putinizm nasıl Rusya’nın özellikleriyle şekillenmişse, Erdoğanizm de Türkiye toplumunun çoğunluğunun özellikleri içinde şekilleniyor.