Kemalizm’in ülkeye sadece yarar getirmiş olduğunu ileri sürmek zor. Merkeziyetçilik ve devletçilik üzerinden yaratılan kimliksel dışlama ve mağduriyetler cemaatlerden topluma geçişi herhalde bir yüz yıl daha erteledi.
Katı laiklik anlayışından hareketle daraltılan kamusal alan siyasi ve iktisadi rant üretimi için kullanıldı. Bürokratik ve yargısal vesayet sayesinde siyaset ve her türlü sivilleşme budandı. Devletin istediği gibi düşünen, konuşan ve hareket eden bir ‘vatandaş’ yaratılmak istendi.
Ancak Kemalizm’in belki de en büyük zararı, ‘yararlı’ olduğu sanılan bir noktayı işaret etmekte. Ülkeyi düşmandan kurtaran yönetimin halka özgüven kazandırdığını düşünmek çok doğal olsa da, nihayette tam tersi oldu. Türkiye’nin insanları övünç ve gurur duydular ancak bunu gerçekçi ve objektif temeller üzerinde yapamadılar. Çünkü devlet buna izin vermedi… Bunun yerine hamasete dayanan bir söylem, bizzat resmi merciler tarafından üretilerek halkın üzerine boca edildi.