Mehmet Y. Yılmaz: Başbakanken egolarına ve 'yüksek makam' hırsına yenik düştüler

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Açıklamıyorlar çünkü açıkladıkları vakit istedikleri şeyin aslında bir tek adam rejimi kurmak olduğu ortaya çıkacak. Onun için TBMM’de kapalı kapılar ardında pazarlıklarla bu işi bir yoluna koymaya çalışıyorlar.

Cemil Bey’in sözlerindeki ayrıntıya dikkatinizi çekmek isterim. Özal da, Demirel de, Erdoğan da bu konuyu cumhurbaşkanı olunca gündeme getirdiler.

Üçü de başbakan olarak, başbakan yetkilerini kullanırken mutluydular. Akıllarına başkanlık sistemi gelmiyordu.

Erdoğan’ın partisinin seçim beyannamelerine, programına başkanlık sistemi ile ilgili görüşler ne zaman yansıdı, hatırlayalım. Daha önce cumhurbaşkanının yetkilerini kısmaktan, parlamenter sistemi güçlendirmekten söz eden ben değildim! Ama bu üç siyasetçi de başbakanken egolarına ve “yüksek makam” hırsına yenik düştüler.

Yetkisiz olduğunu bile bile cumhurbaşkanı olmaya talip oldular, sonra da bundan yakınıp başkanlık sistemi istediler.

Niyetleri, güçler ayrılığına dayanan, denge ve fren mekanizmaları geliştirilmiş bir başkanlık sistemi ile demokrasiye gitmek değildi. Niyetleri “tek adam” olmaktı, onun için cumhurbaşkanı olunca bu iş akıllarına geldi.

Şimdi mesele Recep Tayyip Erdoğan’ın kişiliği ve niyetleri üzerinden tartışılıyorsa, nedeni budur. Sistemi tartışmak elbette daha iyidir, gereklidir. Ama bunu yapabilmek için önce önerilen sistemi görmek gerekir. Önümüzde olan ise Recep Tayyip Erdoğan’ı bir şekilde “başkan” yapmak planıdır, bu nedenle onun kişiliği üzerinden tartışılıyor.

Mehmet Y. Yılmaz’ın yazısı