Sezai Temelli: Gazetecilerin tutuklandığı, gazetelerin kapatıldığı ülkede kimse özgür değildir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Basın özgürlüğünün olmadığı, gazetecilerin tutuklandığı, gazetelerin kapatıldığı ülkede kimse özgür değildir. Medyanın siyasi iktidar tarafından ablukaya alındığı ve psikolojik savaş aygıtına çevrildiği bir ortamda, inatla basın özgürlüğünü savunan onurlu basın emekçileri sayesinde basın özgürlüğü mücadelesine katkı sürüyor, bu çabada tüm emeği geçenleri kutluyorum.

“Özgürlük yoksa refah da yok” tanımlamasının yarattığı tartışma iktisat dünyasında farklı ifadelerle de olsa epey yer kaplar. Özgürlük ve refah ilişkisinin nasıl kurgulandığı burada büyük önem taşır. İktisat dünyasında büyüme, gelişme, kalkınma gibi bir öncelik ekseninden hareket ettiğinizde refah, emekçiler ve geniş halk kesimleri için belirsiz bir gelecekte kavuşulacak hayali tanımlar.

Halkaların yoksulluğa ve emekçilerin sefalet düzeydeki ücretlere mahkûm edildiği, toplumsal kaynakların halkların gereksinimlere göre dağıtılmadığı ve bütçe hakkının gasp edildiği düzenekte refah kavramının da sınıfsal bir pencereden yorumlanmak zorunda olduğunu söylemeliyiz. Tabi burjuvazinin penceresinden…

Toplumsal kaynakların nasıl yeniden dağıtılacağı kuşkusuz sınıfsal bir mesele. Hangi sınıfın lehine dağıtım kararının şekilleneceği de siyasetin mecrasında şekilleniyor. Özgürlük meselesinin gelip dayandığı en önemli nokta da burası olsa gerek.

Özgür bir toplumun, özgür halkların kendi hak mücadelelerinin iktisadi alana yansımaları paylaşım meselesiyle biçimleniyor. Paylaşımın halkın kendi iradesi dışında bir yere taşınması, halkın iradesinden kaçırılması özgürlük alanlarının kısıtlanmasıyla doğrudan alakalıdır.

Sezai Temelli’nin yazısı