Türklerin Balkanlara, Halep’e, Yemen’e “hasretini” gidermenin yolu var mı?
Erdoğan’ın reçetesi, hasret çeken hastaya “hasretten ölümü” gösteriyor. “Evlad-ı Fatihan” dün “topraklarından” olduysa, AKP iktidarı onları Suriye ve Irak maceralarında “canından” edecek.
Oysa
Kürdün de, Türk’ün de “hasretini” giderecek, onları sürüldükleri topraklara kavuşturacak “reçete” Kürtlerin programında yazılı. Bu program, “konfederalizm” programıdır.
Ortadoğu ortak evi.
Balkan ortak evi.
Kafkasya ortak evi.
Bütün bu “bölgelerde”, her halkın, her kimliğin “demokratik özerkliği”. Bütün kimliklerin “demokratik ulus” içinde birliği.
Muazzam bir konfederal evin içinde, her isteyen kendi “özel odasında” uyumakta. Ortak salonda yemek yemekte, dinlenmekte. Evin dış duvarları ile çatısı “ortak” olduğu için, hiç kimse “anlaşmazlık” içinde olanın odasına “canlı bomba” göndermemekte. Anlaşmazlıklar diyalog yoluyla barışçı yöntemlerle aşılmakta.
Apocular “kadın özgürlükçü, ekolojik ve komünal toplum” için diğerleriyle yarışmakta. Bir diğeri, “konfederal evi” bir tür kapitalist AB gibi yapmak istemekte. Bir başkası “dünya devrimi” için çalışmakta. Ötekisi “Marksist-Leninis bir düzen” derken, beriki “İslamcı adil düzen” demekte.
Erdoğan’ın programına göre “hasret” gidermek, yani sürüldüğünüz topraklara “geri dönmek” gibi bir niyetiniz var ise, peşinen söyleyeyim ki, “Prizren’e hasret gidermeye giderken, oturduğunuz evden olursunuz.”