'U dönüşü'nün anatomisi

 

FIRAT ERGENE /otherliabilities.com/@ergenefirat

firat-karikatur1

-Ne yapıyorsun?

-Gördüğün gibi sigara içiyorum.

firat-karikatur

Öyle mi? Ben sigara seni içiyor sanmıştım.

“Baba, kendi gözlerinde ofisteki zor bir günün ardından koltuğunda sigarasını içen normal bir adamken, kızın gözlerinde bir canavar vardı. Sigara, katran ve nikotin dolu sis bulutu içinden bu adamı kavrayarak kendini zorla ona içiriyordu. Baba artık sigara için bir eklenti, bir enstrüman, bir uzantıya dönüşmüştü. O artık sigaranın sigarasıydı. Bir krizi tetiklemek için daha fazlasına gerek yok: Tövbe olsun artık sigara içmiyorum. Bu putu küçük parçalara ayırayım ki sözüme sadık kalabileyim, […] bana bir daha hükmedemesin. Arzularım beni ele geçirse bile.”

Bruno Latour – On the Modern Cult of Factish Gods

Son bir yılda ‘gelişmiş ülke’lerin politik sahnesinde güçlenen radikal sağ, ‘gelişmiş ülkeler’e yönelik özgürlükçü algıyı bozuyor.

Korumacı ekonomik politikaları benimseyen bu politik görüş, ülkenin çıkarlarını diğer politik organizasyonların önüne koymayı amaçlıyor. Önce Brexit ile Britanya’nın Avrupa Birliği’nden çıkma kararı, ardından ABD’de Trump’ın yükselişi ise bu durumun en canlı örnekleri.

Britanya’da Brexit yenilgisini değerlendiren liberal kesim, sonucu ayrılıkçıların gerçeklere dayanmayan başarılı kampanyasına bağlıyor.

Nitekim otobüslere verilen ilanlarda bahsedilen AB bütçesine ödenen katkıların Britanya bütçesine aktarılması gibi vaatler, referandumun hemen sonrasında rafa kaldırıldı.

AB’nin üye ülkelerere en büyük maliyetleri regülasyonlarının dayattığı yasalar ve ticaret kısıtlamaları olmasına rağmen, ayrılıkçıların seçmene yönelik kampanyalarında bu konular hiçbir zaman tam anlamıyla tek başına ana gündemi oluşturacak güce sahip olmadı.

Bu fikirler bağımsızlık vurgusu içinde birleştirildi ve politikleştirildi.

Politik kampanyanın nihai amacı insanların fikirler hakkında konuşmasını sağlamaktır.

Ekonomik verilere ve AB regülasyonlarına gelirsek, çoğunluğun tercihi bu raporları okuyup içindeki verileri akılda tutmaktan ziyade, bu raporları okuyan insanların yazılarını okumak oluyor.

Yarattığınız fikirlerin benimsenmesi ve tartışılması için muhatabınızı ilgilendiren bir konu seçmelisiniz.

Bunun üzerine, fikirlerinizi çoğunluğun günlük hayatta karşılaştığı ve size ‘oy’a mal olmayacak olaylara dayandırabilirseniz, fikirlerin tartışmalarda kullanılabilmesi için bilgi sağlama maliyetinden kurtulursunuz.

Kısacası, fitili ateşlemek tartışmayı alevlendirmek için yeterli.

Sanıyorum ki bu sebepten, göçmenlik sorunu ayrılık kampanyasının en can alıcı noktasını oluşturdu.

Göçmenlerin Britanya’ya maliyetinin ya da katkısı bilinmese de, etkili her politik hareket gibi, ayrılıkçıların da mevcut sorunlara karşı sorumlu gösterilebilecek bir hedefe ihtiyaçları vardı.

Vatandaş olmayanların oy kullanamaması da onları daha cazip bir noktaya getirdi.

Bu stratejinin sonucunda alt gelir kesimine ait göçmenler, Britanya vatandaşların işlerini çalmakla, toplumun düzenini bozmakla suçlandılar ve ayrılıkçıların kısa vadede referandumdan ayrılık kararı çıkartarak hedeflerine ulaşmalarına yardımcı oldular.

Politikada U dönüşü

Trump’ın Rusya ve Çin ile potansiyel müttefikleri olarak ‘flörtü’, ya da Britanya ekonomisinin kültür ve değer ortaklığını bir yana bırakarak Çin ve Hindistan’ı kendine yeni pazarlar olarak seçip ekonomisini koruma çabası, radikal sağın mevcut politikalara alternatif olarak bir reform yerine ‘U dönüşü’ planladıklarını gösteriyor.

Bu kapsamda Brexit destekçileri gibi, ABD başkan adayı Donald Trump da liberaller tarafından düzeni bozmak isteyen birer işgüzar olarak görülüyor.

Ancak bu konu birkaç kötü adam ve onların kötü planlarına indirgenemeyecek kadar derin.

Yunanistan’da SYRIZA hükümetinin ilk maliye bakanı Yannis Varoufakis, ay başında London School of Economics’de yaptığı konuşmada, Brexit referandumunun tarihi belli olduğu anda kaybedildiğini savundu.

Çünkü yalnızlık ihtimalinin düşünülmesi ilişkinin vazgeçebilir olduğunun ilk kabulü.

Bir ülkenin yola yalnız devam etmeye karar vermesini sağlayacak iki olasılık var: Ya gelişmiş ülkelerdeki nüfus, yüksek yaşam standartıyla şımarıklığı yaşıyor, ya da bu insanların yaşam standartları düşüyor.

Kararın arka planı

Hangisini seçersiniz?

Yüzde 45 ihtimalle 6 bin lira kazanma şansını mı, yoksa yüzde 90 ihtimalle 3 bin lira kazanma şansını mı?

Peki yüzde 0.1 ihtimalle 6 bin lira kazanmak mı yoksa yüzde 0.2 ihtimalle 3 bin lira kazanmak mı?

Kahnemann’ın çalışmasına göre, yüksek ihtimalle ilk durumda ikinci, ikinci durumda ise yüksek ihtimalle birinci şıkkı seçtiniz.

Varoufakis’in sözleri ile ‘U dönüşü’nün cazipliği de bu noktada birleşiyor.

Yalnızlığı isteyenlerin, yapılacak seçimi ‘yavaş ölüme karşı, yaşama ihtimaline’ indirgeyebilmesi de radikal sağın zaferini kaçınılmaz kılıyor.

Dünya nüfusu sabit hızda artarken, dünya ekonomisinin büyüme hızı her geçen gün yavaşlıyor.

Eğer pastayı büyütemiyorsanız, payınızı ancak başkalarının sizin diliminize yaklaşmasını engelleyerek önleyebilirsiniz.

Bu ‘U dönüşü’ kararında, kurtuluşa dair umudun mantığa baskın gelmesi, gümrük bariyerlerinin uzun vadede tüm tarafların ekonomisine verebileceği zararların bir faktör olarak değerlendirilmesinin önüne geçiyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından temelleri atılan Avrupa Kömür ve Çelik Komitesi, tıpkı karikatürdeki sigarasını elinden atan baba gibi, savaşlara sebep veren milli çıkar arzularına karşı milletlerüstü bir topluluk kurarak sözünde durmayı umuyordu.

Ancak AB’de ortaya çıkan çatlaklar, arzunun gücüne karşı koymanın sadece koşulları zorlaştırmakla mümkün olmadığını gösteriyor.

Arzu yeterince kuvvetliyse, karikatürdeki babayı sigara parçalarını birleştirmeye çalışmanın mantıklı olduğuna ikna edebilir. Hele de bu arzu sahip olduklarını kaybetmeme arzusu ise.

AB, insanlık ve eşitliği ekonomik çıkarların üstünde tutan bir yapı olduğuna dair ‘put’unu Brexit ile parçaladı. Şimdi ise adını Theresa May’in koyduğu yeni bir ‘put’ yaratıldı. Adı da ‘Eğer bir dünya vatandaşı isen, vatansızsındır.’

Dünyanın ekonomik krizler, küresel ısınma ve tarımın geleceği gibi global işbirliği gerektiren sorunlara karşı, yeni ‘put’un dayattığı ilkeler olan ülke çıkarlarına öncelik vermesi ve ülkelerin yeniden bariyerler örmesi başlı başına bir tezat.

Bakalım, yeni bir ‘tabu deviren’e ihtiyaç duyulduğunu fark etmek ne kadar sürecek?