Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’na gidildiği dönemde hedefin Misak-ı Milli sınırlarına sahip çıkmak olduğunu belirterek ‘yeni doktrin’i açıkladı: “2016 yılında 1923’ün psikolojisiyle hareket edemeyiz. Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, artık sorunların üzerine biz gideceğiz.”

Erdoğan yaklaşık bir ay önce, 1’inci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan Lozan Anlaşması için “Yıllarca bize zafer diye yutturmaya çalıştılar” demiş, Türkiye adına anlaşmayı imzalayan İsmet İnönü başkanlığındaki heyeti ise, “O masaya oturanlar o anlaşmanın hakkını veremediler. Veremedikleri için bunun sıkıntısını yaşıyoruz” sözleriyle eleştirmişti.
Cumhurbaşkanı bugün ‘Ak Saray’da gelenekselleşen muhtarlar buluşmasında kaldığı yerden devam etti.
Misak-ı Milli’nin konuşulmasından neden rahatsız olunduğunu anlayamadığını belirten cumhurbaşkanı, “Misak-ı Milli’yi gündeme getiren kim; Gazi Mustafa Kemal. Niye rahatsız oluyorsun, biz rahatsız olmuyoruz. Burada bir tarih, milletin geçmişi yok mu? Rahatsız olmayın. Onun için de bunu da öğrenelim, bilelim; dün neydi, bugün ne. Bunu birileri anlamak istemiyor, derdi başka”
‘Bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz’
Erdoğan şöyle devam etti: “Osmanlı öyle köklü bir devletti ki, bu devin yıkılışı milletimizin üzerinde maddi ve manevi yaralara yol açmıştır. 1914 yılında, 2,5 milyon kilometrekare olan topraklarımızın büyüklüğü 9 yılda Lozan’ı imzaladığımızda 780 bin kilometrekareye düşmüştü. Kurtuluş Savaşı’na girerken hedefimiz Misak-ı Milli sınırlarımıza sahip çıkmaktı. Ne yazık ki koruyamadık. Bu durumu mazur göstermeye çalışanlar olabilir. Bir yere kadar mazur görmek mümkündür. Türkiye’yi 1923’ten beri böyle bir kısır döngüye hapsedenlerin amacı, coğrafyamızdaki bin yıllık hafızayı bize unutturmaktır. 780 bin kilometrekareye nerelerden geldik, 20 milyon kilometrekarelerden geldik. 2016 yılında 1923’ün psikolojisiyle hareket edemeyiz. Cumhuriyetimizi kurduğumuzdan beri dünyada her şey değişirken, 1923’teki konumumuzu korumakla övünemeyiz.”

Darbeler ve muhtıralarla Türkiye’nin vakit kaybettiğini ve siyasi olarak büyük bedeller ödediğini söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin artık bedel ödemek istemediğini savundu.
“Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, artık sorunların üzerine biz gideceğiz” diyerek sözlerine devam eden cumhurbaşkanı, Türkiye’nin terör örgütlerinin saldırısını beklemeden tepelerine bineceğini söyledi.
‘ABD söz verdi’
Erdoğan Suriye’de yaşananları değerlendirdiği sözlerine şöyle devam eti: “Bir yandan YPG/PYD bayrak sallayınca anladık ki kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz gerekiyor. Fırat Kalkanı operasyonuna başlarken kimseden izin almadık. Bilgi vermek başka bir şey, izin almak başka bir şey. Bizim Suriye’de iki ayda elde ettiğimiz netice dört yılda başarılamamıştı. Ortada bir taktik ve strateji oyunu var. Suriye halkı bu oyunun kurbanı olarak seçilmişti. Cerablus temizlendi 30 bin Cerabluslu yerleşti. Rai temizlendi, Rai halkı yerleşmeye başladı. Dabık, bizim tarihimizdeki Mercidabık aynen DEAŞ’tan boşaltıldı, oranın sakinleri yerleşiyor. Birileri akıl veriyor; ‘Dabık’a girdiniz iyi, daha aşağı girmeyin’. Daha aşağıda ne var, El Bab, kusura bakmayın oraya da gideceğiz. Çünkü bizim tehdidi altında olduğumuz yer Dabık’ta bitmiyor, El Bab’ın da güneyine doğru iniyor. Oradan Münbiç’i de kuşatma altına almamız lazım. Münbiç yüzde 95 ile Araptır. Orayı PYD ile YPG işgal etmek istiyor. Biz ABD’lilere ‘Gidecekler’ dedik, söz verdiler bakalım. Rakka’ya beraber gidebilir miyiz, göreceğiz. Biz buna da varız.”
‘Musul operasyonu konusunda ABD’yle uzlaştık’
Türkiye’nin Musul operasyonunda ‘hem sahada hem masada’ olacağını aktaran Erdoğan, “Hava unsurlarımızın Musul operasyonuna katılması konusunda ABD’lilerle mutabakata varıldı. Diğer konularda da ilerleme sağlanacaktır. Suriye’de de El Bab’a kadar inilerek, 5 bin kilometrekarelik güvenli bölge konusunda önemli mesafe kaydettik. Halep’te dökülen her damla gözyaşı, yıkılan her ev bizim gönlümüzde açılan yaradır” diye konuştu.
‘Halep’ten en az 1 milyonluk göç olabilir’
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bir görüşme yaptığını ve Putin’in kendisine hava operasyonunu durduracağını söylediğini aktaran cumhurbaşkanı, Halep’te başlayacak olası bir göç durumunda en az bir milyon insanın Türkiye’ye geleceğini söyledi: “Bunun bedelini biz ödeyemeyiz. Bunu özellikle tahrik edenler, Türkiye ile masaya oturup bunu konuşmak zorundadır. Suriye’deki çatışmalar bittiğinde Halep’i birlikte yeniden ayağa kaldıracağız. O tarih şehri ne hale geldi. Halep’i iyi bilen birisi olarak içimiz kan ağlıyor. Geçici olsa da bir ateşkesi önemli görüyoruz. Üzerimize düşenleri yapacağız.”
Bahçeli’ye teşekkür
Erdoğan, AKP’ye ‘başkanlık sistemi’ni içeren anayasa teklifinin bir an önce Meclis’e gelmesi gerektiği, duruma göre referanduma gidilebileceği yönünde çağrı yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti: “Siyasi hareketler de doğruda bütünleşmeyi ortaya koyduğu sürece bu millet başaracaktır.”
Erdoğan’ın gençliğe hitabesi: Bal arısı gibi olun, eşek arısı gibi değil