Türkiye biraz… Karakollarda, kuytularda, asit kuyularında, spor salonlarında, parklarda öldürülmüş insanların, çocukların, gençlerin, kadınların, adamların boşluğudur. Dahası… ‘O boşluğu’ ifşa edenlerin, ona karşı çıkanların, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ yozluğu ile ‘vatan haini’ ilan edildiği yerdir.
Türkiye biraz… Cumartesi Anneleri’dir. İzlerinin kaldığı, Galatasaray Meydanı’nın sırdaşlığıdır. Maside Ocak’ın anlattığı o sırdaşlık derin bir duygudur: “Kardeşlerimiz, evlatlarımız kaybedilmemiş olsalar da yan yana omuz omuza gelebilecek insanlardık aslında. Fakat umudu aramak bizi birbirimize daha da fazla kenetledi. Bizler, sadece umudu değil, umutsuzluğu ve çok daha fazlasını paylaştık. Yoldaştan daha öte yoldaş olduk. Mezar düşlerinde ortak olduk. 21 yıldır kopmadık.”
Cumartesi Anneleri… 600. haftasında, 6 bin yılda anlatılacak gibi değildir.
Bir kutudur… Kutu içinde kutu, Türkiye’nin sırrı, kasveti, gamı, düşüdür…
İlk sivil itaatsizlik, sessizlik, oturma eylemi…
Galatasaray’da yaratılan ilk gösteri alanı… Sıkılan ilk biber gazıdır!