İsmail Kılıçarslan: Türkiye'nin baş döndüren hızı, dün 'asla olmaz' dediğimiz şeylere karşı bizi dayanıksız kılıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Günün birinde hepimizin devletçi olacağı kehanetinde bulunsaydı birisi, ona güler ve şöyle derdim: ‘Devletin uzağında, ümmetin yanındayız.’ Ne ki gelinen noktada hayat, eskiden İslamcılıkla iştigal eden hemen herkesi Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafında kenetledi. Recep Tayyip Erdoğan üzerinden de neredeyse hepimiz ‘devletçi’ olduk. Bu iyi mi oldu kötü mü? Orasını bilemem. Ne ki, ömrünün yarısına kadar ‘en iyi devlet hiç olmayandır’ cümlesine inanıp iman eden ben, bugün ‘ya devlet başa ya kuzgun leşe’ noktasına gelmiş durumdayım.

Bütün bu ‘günün birinde’leri niçin yazıyorum? Belki şundan. Dünyanın ve Türkiye’nin baş döndüren hızı, dün ‘asla olmaz’ dediğimiz şeylere karşı bizi dayanıksız kılıyor. Bu noktada ‘asla olmaz’ demek yerine ‘ya kötüsü gelirse’ diye düşünmenin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Düşünüyorum da, bunu başarabiliyor muyum? Hayır. Zira insan, yere batası doğası gereği, her seferinde bugün düşündüğünü şu ana kadar düşündüğü en doğru, en isabetli düşünce zannederek yaşıyor. Sağlama yapmayan bir tür olarak yaşayıp gidiyor insanlık. Bu noktada yapılması gereken belki de ‘geriye çekilmek’tir.

İsmail Kılıçarslan’ın yazısı