15 Temmuz’daki alçak darbe girişiminin ülkeye nelere mal olduğuna hepimiz tanıklık ediyoruz. Keşke yaşanmasaydı dediğimiz 15 Temmuz öncesiyle ilgili bir soru geliyor akla yalnız. Darbecilerin boynuna kemer bağlayarak 12 saat rehin aldıkları Genelkurmay Başkanı Akar’ın 31 Mart’ta yaptığı açıklamadan söz ediyorum.
O dönem özellikle Ergenekon ve Balyoz mağduru subaylarla yapılan röportajlarda, Fethullahçı’ların orduda darbe hazırlığında olduğu söyleniyordu. Gazeteciler de kısa tarihin haklı çıkardığı bu iddiaları sayfalarına taşıyordu. O günlerde yapılan bu yayınlar üzerine, darbeden 4.5 ay önce Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir açıklama yapılmıştı.
Açıklamadaki, darbenin nasıl imkansız, ordudaki emir-komuta zincirinin ne denli mükemmel, hiyerarşi dışı oluşumların ihtimal dışı olduğundan dem vuran klasik savunma refleksleriyle yüklü cümleleri bir kenara bırakalım. TSK bildirisi şöyle bitiyordu:
“Haddini aşan haber ve yorumları yapanlar hakkında hukuki işlemler başlatılmış ve suç duyurusunda bulunulmuştur.”
Darbenin geldiğini fark edemeyen Genelkurmay Başkanlığı, “darbe geliyor” iddialarını yazdığı için kimleri yargıya şikayet ettiğini açıklasa da öğrensek. Keşke, o dönem gazetecilerin “olacak” dediklerinin olmasından sonra savcılarımızın da nasıl hareket ettiğini bilsek.