Hilal Kaplan: Darbede yer alan askerlerin hepsi içki içiyordu ve eşleri başörtüsüzdü, neticede ne oldu?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Klasik ‘hizmet alan- hizmet veren’ ayrımı, devlet memurunun tarafsızlığı ilkesi bağlamında yine gündemde. Böylelikle devleti sadece başı açık ve ‘normal’ olan kadınların temsil edebileceği, başörtüsünün liyâkati direkt ortadan kaldıran bir anormallik olduğu tezi işleniyor.

Halbuki birisinin başı açık olması, bıyıklı veya bıyıksız olması ve hatta bıyığının şekli de ideolojik gösterenlerdir. Ancak bunların hiçbiri ‘parti’ gösterenleri değildir. Bunlar, gündelik hayatımıza mündemiç, insana has çoğulculuğun yok edilmesi değil, ‘kabullenilmesi’ gereken tezahürleridir.

Kaldı ki artık, insanların birbirlerine takiye yapmalarını salık veren siyasal -toplumsal tahayyüllerin hepsini elbirliği ile reddetmeliyiz diye düşünüyorum.

FETÖ’nün kök salmasına en çok alan sağlayan da bu fetişist düşünce tarzı oldu zaten. FETÖ’cü kumpas davalarına bakan hâkimlerin hepsinin ya başı açıktı ya da sakalsızdı. Darbede yer alan askerlerin hepsi içki içiyordu ve eşleri başörtüsüzdü.

Neticede ne oldu?

Ben mertçe Kemalist, ulusalcı, ülkücü, solcu, ateist, dindar veya gayrimüslim olan birisini, her zaman bir FETÖ’cüye tercih ederim.

Hilal Kaplan’ın yazısı