Hasan Öztürk: O 'iki betondan kule' de birilerinin gözüne batıyor…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

26 Ağustos 1071’de Anadolu’nun kapılarını bize açan ceddimizden 940 yıl sonra…

26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz ile Anadolu’dan düşmanları kovalayan dedelerimizden 94 yıl sonra…

Bu kez ‘Bağımsız Türkiye’nin simgelerinden birini Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü Boğaz’a bir gerdan gibi taktık.

Şimdi o iki beton kulenin arasındaki 59 metre genişliğindeki asfalttan araçlar Avrupa’ya Asya’ya geçiyor. O “iki betondan kule” de birilerinin gözüne batıyor…

Ha bir de kesilen ağaçlar meselesi vardı… Size tafsilatlı anlatacak değilim.

Sadece, kesilenin mislinden daha çoğunun dikileceğini… Ve yerinden kaldırılan ağaçların birçoğunun da yaşam alanının değiştiğini söyleyeyim o kadar. Uskumruköy ya da Zekeriyaköy’deki villalar yapılırken kesilen ağaçların akıbetini ise “Köprü ayaklarıyla kalabilir, biz bunu Kuzey Ormanları büstü olarak da adlandırabiliriz” diyen Mimarlar Odası’na sormak lazım..!

Hasan Öztürk’ün yazısı