Bir toplumda herkes belirli bir üslûp içinde bir şeyler yapıyor; derken bir olay oluyor – diyelim ki ‘darbe’; buna da herkes bellediği üslûp içinde bir tepki gösteriyor.
Şimdi bu genel, herkesi kapsayan ‘üslûp’ta bir değişiklik yapmazsanız koşullar aynı, davranışlar aynı devam ederse… ‘Aynı olay’ da tekrarlanır. Çünkü, canlı organizmalar gibi toplumsal yapıların da kendilerini oldukları gibi yeniden üretme eğilimi de ağır basan bir eğilimdir.
Propaganda faaliyeti önceki bütün örnekleri sollayarak devam ediyor: Nesnel gerçeklik, bütün tarihimizde olduğu gibi, gene ayaklar altında. Cengiz Çandar bilmem kaç yıl önce Fethullah’ı övmüş! Tayyip Erdoğan ne yapmış? “Ne istediler de vermedik?” cümlesini kim telaffuz etmiş? YAŞ toplantılarında ihraçları kim durdurmuş (Fethullahçılar’ın asıl kadrolaşmalarını yaptıkları söylenen yıllarda)?
Yani, uzun boylu değişen bir şey yok. Siyaset erbabı yapı, medyası da dahil, kendini olduğu gibi yeniden üretmeye devam ediyor. Yapı kendini yeniden üretebiliyorsa, olaylar da kendilerini yeniden üretecektir. Bu koşullarda ‘tarih tekerrür eder.’