Pınar Öğünç: Sadece son günlerde vatandaşlık ihtimaliyle nükseden dile bakmak yeterli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Halepli Ali 18 yaşında. Suriye’de yaşarken LGBTİ kelimesini hiç duymamış, çocukluğundan beri hissettiği “başkalığın” adını koymamıştı. Savaş sonrası bütün ailesi İstanbul ve Gaziantep arasında dağıldı ama onun ayrıca kaçması gerekiyordu. Ailesi eşcinsel olduğunu öğrenmişti; akrabalarından sürekli tehdit telefonları alıyordu. “Suriye’ye dön, savaşa katıl ve öl” diyorlardı. Hatta hangi tarafta katılacağı dahi umurlarında değildi, basbayağı çocuklarının ölmesini istiyorlardı.

Türkiye’de para kazanmak istedi, çalıştığı markette bir çalışan tecavüz etti. Bu da yetmedi, oturduğu ev taşlandı. Bir keresinde ilaç, bir diğerinde çamaşır suyu, diğerinde şampuan içerek intihara teşebbüs etti. Hali o kadar ortadaydı ki, Ali’nin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne yaptığı başvuru sonucu Kanada’ya yerleşimi onaylandı. Fakat Ali, Türkiye’de ne kadar beklemesi gerektiğini bilmiyor. Buradaki hayatından o kadar usanmış ki, süreç uzarsa Suriye’ye dönmeye bile razı.

Sayıları üç milyonu aştığı tahmin edilen Türkiye’deki Suriyeliler, evlerini, topraklarını, kariyerlerini, saadetlerini bırakıp geldiler. Geçici koruma altındaki misafir halleri birçok temel insan hakkına erişimlerini güçleştirirken toplumsal dışlanmanın da mağduru oldular. Sadece son günlerde vatandaşlık ihtimaliyle nükseden dile bakmak yeterli.

Pınar Öğünç’ün yazısı