Saygı Öztürk: Yapılmak istenen 'benim yargım, benim hakimim, benim savcım' dönemine geçiştir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Son beş yılda adaletle ilgili kapsamlı üç paket TBMM’ye getirildi. Yüksek yargıdan hiçbir istem olmamasına rağmen birinci düzenlemeyle Yargıtay’ın üye sayısı 250’den 387’ye, Danıştay’ın 95’ten 156’ya çıkarıldı. 17/25 Aralık operasyon ve soruşturmasının ardından Yargıtay’daki üye sayısı 387’den 516’ya, Danıştay’ın 156’dan 195’e yükseltildi. Şimdi de yüksek yargının üzerinde vesayet kurmak amacıyla üye sayıları düşürülüyor.

Mevcut üyeler arasından yüksek yargıya seçim yapılacağı için açıkçası herkes beklemede. Seçileceklerin de başka yine yasayla azledilmeyeceğini, AKP’li üyeler dışında kimsenin bırakılmayacağı da garanti edilemez. Bugün yapılmak istenen kadrolaşmaktır. Herkes için adaleti değil, kişiye göre yargılamayı hedefleyenlerin 14 yılda geldiği nokta, hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukudur.

Yargıtay ve Danıştay’ın yeni yapılanmadaki üyeleri Adalet Bakanının başkanlığında 22 kişilik Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulu tarafından önümüzdeki hafta belirlenecek.

Yargıyla bu kadar oynandığına göre yapılmak istenen ise kısaca “BYHS” yani “benim yargım, benim hakimim, benim savcım” dönemine geçiştir…

Saygı Öztürk’ün yazısı