Aslında dış politikada görülen son hareketler, köklü bir değişiklik olarak değil, daha önceki bir yazımızda kullandığımız deyimiyle, “rektifiye” veya “ince ayar” olarak görülmelidir.
Böyle bir yeni düzenlemeye zaten öteden beri ihtiyaç vardı. Son zamanlarda izlenen dış politikadaki yaklaşımın ve üslubun ciddi sıkıntılar yarattığı, Türkiye’yi yalnızlaştırdığı, bu yalnızlığın da söylendiği gibi hiç de “değerli” olmadığı nihayet kabul edildi. Bölgesel ve küresel konjonktür de dış politikada daha pragmatik bir yaklaşımla yeni taktiksel ayarlamalar yapmayı zorunlu kıldı. Bunun da Cumhurbaşkanı’nın direktifiyle gerçekleştiğini belirtmek gerek…
Son yapılan ve de yapılması planlanan açılımlar daha çok “hasar onarımı” niteliğinde bir “normale dönüş” hareketidir.
Değişen şey de yaklaşım ve üsluptur.
İlk etaptaki amaç, bozulmuş olan ilişkilerin düzeltilmesi, ikili bazda işbirliğinin geliştirilmesidir.