Şair Küçük İskender, LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün türlü baskılar ve iktidarın tutumu nedeniyle gerçekleşmeyeceği duyurulurken, LGBTİ bireylerle dayanışma için net bir çağrıda bulundu: “Her şeyi devletten bekleme, LGBTİ üyelerini selamla ve onlara gülücükler yolla.”

Cumhuriyet’ten Ceren Çıplak’a konuşan Küçük İskender, LGBTİ bireylere yöneltilen tepkilerdeki ‘ikiyüzlülüğü’ şöyle resmetti: “Yıllar önce İranlı bir siyasetçi çıktı ve ‘İran’da hiç eşcinsel yoktur’ gibi saçma sapan bir açıklama yaptı. Buradaki “yoktur” mantığı bu coğrafyanın tatlı bir üçkâğıdı. Sabah travestileri sopayla kovalayıp akşam iftar yemeğinde en meşhur transla (Bülent Ersoy) kol kola fotoğraflar çektiren bir ülkede yaşıyoruz.”
Yine de umudu devlette değil bireylerde aramak gerektiğini kaydeden Küçük İskender, “‘Her şeyi devletten bekleme’ diye eski bir lafımız vardır. Evet, her şeyi devletten bekleme, barışı sen ilan et. Zaten barıştan yana doğarsın. Kimse elinde baltayla çıkmıyor annesinin rahminden… Her şeyi devletten bekleme, LGBTİ üyelerini selamla ve onlara gülücükler yolla. Onlarla beraber yürü. Aynı anda Nâzım’la da yürü, feministlerle de yürü, aynı anda etnik gruplarla da yürü. Özgürlüğü, bağımsızlığı, eşitliği nerede görürsen orada yürü” çağrısında bulundu.
‘Herkes biseksüel olsa her şey çok güzel olurdu’
Küçük İskender eşcinsellerin ‘ahlaksız’ olarak tanımlanmasına, “Seks yapmak ahlaksızlık mıdır? ‘Hayır ama anal seks yapmak çok tuhaf geliyor’ deniyorsa o zaman düz cinseller de kendi aralarında bazen anal seks yapabiliyor” yanıtını verirken, ‘Hepimiz biseksüeli miyiz?’ sorusunu da şöyle yanıtladı: “Herkes biseksüel olsa her şey çok güzel olurdu. Bütün ceninler en başta dişidir, sonra erkeklik hormonları çoğaldıkça erkeklik organları gelişiyor. Erkek, yarı dişi formdan geliyor. Biseksüellik ciddi ciddi psikiyatristler ve seks felsefecilerinin üzerinde durması gereken bir konu.”
‘Dik duran her şey iktidardır!’
Küçük İskender, iktidar olgusuna ilişkin görüşü sorulduğunda, hayli şairane bir tarzla, “Dik duran her şey iktidardır! Uygarlığın getirdiği dini yapılardan heykellere kadar abartılan, bir tür gösterişe dönüşen ve dik durması gereken her şey de ister istemez kendisine atfedilen iktidarla bir gün ya yüzleşir ya da iktidarını ilan eder” yorumunu yaptı.
‘Seks zor bir şey’
LGBTİ bireylere yönelik baskılar, iktidar ve ahlak olgularının yanı sıra Küçük İskender sekse ilişkin soruları da yanıtladı. Seksin ‘güzel bir eylem’ olmadığını, acı verdiğini belirten şair, “Seks, bir insanın başka insanın bedeniyle bütünleşmesi… İki insanın birbirinin içine girmesi. Bu çok zor bir şey. Bu hem felsefi olarak hem de fizyolojik olarak gerçekten can yakan bir şey de olabiliyor. Siz bu acıyla zevki bir araya getirebiliyorsunuz ve o insanla mutlu, küçük anlık hazları yaşayabiliyorsunuz. Yoksa iki insanın öpüşürken birbirinin ağzına dilini sokması kadar saçmasapan bir şey yok uzaktan bakıldığı zaman. Cinselliğin diğer öğelerini düşündüğün zaman çok da komik gelebilen bir eylem ama çok eğlenceli” diye konuştu.
Şair, LGBTİ bireyleri de sekste ‘maceraperest çocuklar’a benzetti: “Belki biraz haylaz görünebilirler ama bu haylazlıklarının altında maceraperest çocuk olmaları yatıyor. Maceraperestlikleri bence çok önemli. Gerçekten bir kâşif gibi seksin içindeler ve seksin içinde cesaret sergileyebiliyorlar. Şöyle ki bilinmeyen kıtalara gitmek üzere rıhtımdan açılan gemiler onlar… Ben de öyleyim. İnsan bedeninin denizi, insan ruhunun okyanusu hepsi birbirinin içine giriyor ve siz bununla bilinmez yerlere gidiyorsunuz. O bilinmezlik, o macera yanı LGBTİ bireylerini hem gıpta edilen hem de korkulan bireyler olarak algılanmasına neden oluyor.”