ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken, Türkiye’nin Menbiç operasyonunda ABD ile birlikte çalıştığını söyledi.

Ağırlıklı olarak YPG’lilerden oluşan Demokratik Suriye Güçleri’nin başlattığı, ABD’nin hem havadan, hem de özel kuvvetler askerleriyle karadan katıldığı Menbiç operasyonunun iki hafta süren ilk aşaması tamamlanmıştı.
CNN Türk’e konuşan Blinken, ağırlıklı olarak Suriyeli Arap güçleriyle çalıştıklarını belirtti: “Aslına bakarsanız Menbiç’te beraber çalışıyoruz ve bu çok önemli bir operasyon. Suriye’de ağırlıklı olarak Suriyeli Arap kuvvetleriyle çalışıyoruz ve her halükarda, dediğim gibi, bizim ve Türkiye için kritik nokta ve müşterek menfaatimiz DAEŞ’i mağlup etmekte mümkün olduğunca etkili ve hızlı olabilmek.”
‘ABD’nin Türkiye’ye dair hayal kırıklığı yaşadığı zamanlar vardır’
ABD’nin Türkiye’den memnun olmadığı noktaların olduğunu ifade eden Blinken, “Eminim ki, Türkiye’nin ABD hakkında hayal kırıklığına uğradığı zamanlar vardır; ABD’nin de Türkiye’ye dair hayal kırıklığı yaşadığı zamanlar vardır. Fakat temelde yatan unsur, hakkında çok güçlü duygular beslediğimiz bir ortaklık, dostluk ve ittifaktır” dedi.
ABD daha önce de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ve hükümeti birçok kez eleştirmiş, özellikle Suriye’de Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) faaliyeti konusunda görüş ayrılıklarını çok net biçimde ifade etmişti.
‘İfade özgürlüğü konusunda endişeliyiz’
Blinken, Türkiye’deki konuşma, ifade ve toplanma özgürlüğü konusundaki endişesini de dile getirdi: “Konuşma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü konularıyla ilgili olarak Türkiye’nin son dönemde yöneldiği istikamete ilişkin endişelere sahip olduğumuzu söylemeliyim. Türkiye gibi güçlü bir demokrasinin temelinde bu temel haklara saygı yatar ve sadece görüşlerini ifade ettikleri için tutuklanan veya kovuşturmaya uğrayan insanlar gördüğümüzde bu bir sorun teşkil eder.”
Türkiye’de son aylarda demokrasinin gerilediğini vurgulayan Blinken, ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasını istedi: “Türkiye gibi güçlü bir demokraside, her vatandaşın, görüşleri ne kadar itiraz edilebilir olursa olsun, bu görüşleri ifade etme hakkının güvence altına alınması çok büyük ve esas öneme sahiptir.”