Bir dostum ilginç bir benzetme yaptı padişahlar ve sadrazamları hakkında. Sadrazamlar, padişahın mührünü taşıyan, padişah adına hareket eden insanlar.
Ama sık sık azledilen ve kelleyi kaptıranlar da.
Padişah, yalan söyleyen, kendine danışmadan bağımsız iş yapan, savaşta başarısız olan, başarısızlığı da başarı gibi göstermeye çalışanların kellesini vuruyor, en azından kapıyı gösteriyor.
Sözü nereye getireceğini merak ederken, teşbihte hata olmaz diyerek ve tedbirli davranarak, mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan padişah rolünde dedi. Ahmet Davutoğlu’nu da sadrazam yerine koydu.
Arkadaşım dedi ki: Suriye politikası iflas edince, Padişah, kendisini yanıltan ve yenilginin esas sahibi olarak Sadrazamını gördü ve kellesini vurdu!
Tabii, Davutoğlu’nun azlinin ve RTE’nin tek adamlığa yükselme sürecinin bize özgü koşulları da var.
Davutoğlu, padişah varken, kendini liderliğe yükseltmeye yönelik kesin çizgisi vardı. Pek çok konuda, belki de hemen her ciddi konuda.
Suriye politikasının iflası bir ‘padişahı yanıltma’ olsa bile, esas kelle vurulma olayı, alternatif bir liderlik arzusunda ve politikasında yatıyor.
Kaldı ki, Padişah hâlâ Suriye konusunda yaptığı son açıklamada, Davutoğlu ile ortak politikayı sürdürürken, “dış politika değişecek” gibi laflar edenlere hız veriyor olabilir mi?
Dikkat edin kelleler gidebilir…