Bir bakan ‘sütü bozuk, kanı bozuk’ demişti, Almanya’daki “Türk kökenli” parlamenterler için…
Cumhurbaşkanı daha temkinli yaklaştı: “Bunların kanının laboratuar testinden geçmesi lazım.”
‘Süt ve kan’ın birkaç adım ötesi, kafatası meselesi olur ki, zaten Cumhurbaşkanı da “Siz önce Holokost’un hesabını verin” dedi.
Orası doğru tabii. Ancak Nürnberg Mahkemesi’nden başlayıp Nazi avlarına varan, ‘Yahudi soykırımı’nın resmen tanınması, Almanya’nın kabul etmesi, başbakanının diz çöküp özür dilemesi gibi şeyler de var!
‘Namibya soykırımı’nın gündeme gelmesi bilhassa önemliydi. ‘Soyları kurutulmuş’ Herero Kabilesi dünyada pek o kadar etkin olmadığı ve ‘diaspora’sı bulunmadığı için, ‘medeni Batı’da pek dile gelmeyen kıyım ve kırımlardandı.
Ancak, bizzat Almanya, o vahşetin 100’üncü yılında, 2008’de, Namibya’da yapılanın ‘soykırım’ olduğunu kabul etti.
Afrika’da ‘soykırım’ yapmış o Almanya ile Osmanlı o sıralar çok yakındı. Ve zaten birkaç yıl sonra da, ‘Goeben-Breslau’ derken, müttefik olarak büyük savaşa girdiler.
Kimilerine göre, Namibya’da olanlar ile 1915’te ve öncesinde Osmanlı’da olup bitenler, faşizmin ve Nazizmin ‘kıyım, kırım, soykırım’ seferberliğinin ilham kaynağı, kimine göre provasıydı!