Parlamenter rejim öngörülebilir bir gelecek için artık kati biçimde işlevsizleştirildiğine göre Binali Yıldırım’ın işi Erdoğan’ın ‘kabine şefliği’ni üstlenmek olacak. Fevkalade stressiz bir meşgale; belki biraz kırtasiyecilik gerektiriyor. Zaten kendisi de hakikaten düşük profilli. Eğlenceli bir insan olabilir ama hatip değil, zaten bu makamda hitabete ihtiyacı da yok.
Neticede Başbakanlık makamı Erdoğan tarafından değersizleştirilmiş ve buna uygun biri oraya yerleştirilmiştir.
Ve AKP artık liderinin yanı sıra hüviyet ve anlam ihtiva eden bir siyasi teşekkül değil, bir ‘Tayyipçiler ocağı’dır. Davutoğlu ve çevresi sayesinde AKP’nin Erdoğan sonrasına taşıyabileceği bir istikbali belki olabilirdi. Tayyipçiler ocağının ise böyle bir şansı yok. Kaderinin mührü Erdoğan’da.
Bu rejimin dünyada da işi zor, dünyanın işi de bu rejimle müşkül.
Yabancı muhataplarının bitmeyen çözümleme ve diskurlarından yaka silktiğini bildiğimiz Davutoğlu bu haliyle bile Erdoğan’la dünya arasında bir tampon vazifesi görüyordu. Şimdi dünya, en hafif ifadesiyle trajik bir imaj krizi yaşayan Erdoğan’la baş başa kaldı. Balata yok; sürtünme mübalağa hararet artışına neden olacak.