Bunca ispatlı hırsızlık, aleni yolsuzluk, dehşetli baskıdan sonra iktidar partisi hâlâ yüzde 40’ı aşkın oy alıyor, büyük şehirlerde burun buruna yarışıyorsa, bunun tek tercümesi vardır: Seçmen, yolsuzluk iddialarına kulak asmamış, baskıların hak edildiğine inanmış, hükümete yeniden kredi tanımıştır.
Asıl tehlikeli olan, Erdoğan’ın ülkeyi kutuplaştırma siyasetinin sonuç vermiş oluşu…
Sandıktaki rakamlar, kutuplaşmayı derinleştirmiştir.
Başbakan, balkon konuşmasıyla kutuplaşma siyasetini cepheleşmeye dönüştüreceğini ve siyaseti savaş havasında götüreceğini ispat etmiştir.
Yüksek oy oranı, kanıtlanmış hırsızlığı kapatmaya, yolsuzluğu unutturmaya yeter mi?
Diktatörlüğe meyletmiş bir lider, çoğunluk diktasıyla cumhurbaşkanlığına heves eder mi?
Seçilebilir mi?
Seçilse orada oturabilir mi?
Çok zor.
Bu beden, bu elbiseye sığmaz, patlar.