Meselenin en vahim yönü, Dışişleri Bakanı’nın makam odasının “birileri” tarafından dinlenip devlet sırrı kategorisindeki çok hassas konuşmaların mükemmel bir ses kalitesiyle kayda alınıp servise konulmuş olmasıdır.
Bu hadise, neresinden bakılırsa bakılsın, Türkiye’nin güvenliğine dönük açık bir saldırıdır; ülkenin itibarına indirilmiş büyük bir darbedir. Türkiye, devletin en kilit görevlilerinin yaptığı gizli bir toplantının güvenliğini bile sağlayamayan bir ülke durumuna düşürülmüştür.
İşin vahameti bugün AK Parti hükümetinin yönetimi altındaki altındaki devlet mekanizmasının kendisini koruyamadığı gerçeğiyle yüzleşmemizi engellememelidir. Burada sergilenen zafiyetin mazereti olamaz.
Sızan konuşmalar, devlete atfedilen hasletlerle gerçeğin arasındaki makasın biraz açılmış olduğunu gösteriyor.
Bu kayıtlarla birlikte, Türkiye’nin Suriye’deki muhalefete verdiği desteğin boyutları hem ülke içinde hem de uluslararası alanda ciddi bir şekilde tartışılmaya başlanacak, yardımların muhalefetin hangi kesimlerine gittiği sorusu zihinleri ciddi bir şekilde meşgul edecektir.
6-7 Eylül olaylarının sembolize ettiği devlet geleneğinin 2014 yılında hâlâ yerli yerinde durduğunu görmek kahredicidir.