Gülsün Sağlamer diye bir hanım. Kendisi profesör. Mimarlık profesörü. İTÜ’nün de ilk kadın rektörüymüş. Helal olsun.
Geçen gün bir toplantıda, “kadınlar her alanda erkeklerle eşit rol almalı” demiş “çünkü eşitsizlik ortadan kalkmadan kalkınma olmaz.”
Peki, kalkınmış Batı ülkelerine bakalım: Sanayi devrimine giriştiği on dokuzuncu yüzyılın başlarında İngiltere’de çocuk işçiler kömür madenlerinde günde 12 hatta 14 saat kırbaçla döve döve çalıştırılıyor, kadın işçiye, ne kadar başarılı ve verimli olursa olsun, erkek işçinin aldığı ücretin tam yarısı ödeniyordu…
Fransa’da kadınlara oy hakkı bizden 12 yıl sonra, ancak 1946’da sağlanmıştır!
Hele İsviçre’de, hani o Medeni Kanun’unu alıp tercüme ettiğimiz medeni ülkede, taa 1971 yılında!
Evet, yanlış okumadınız.
Peki bu adamlar nasıl kalkınmışlar? Görüldüğü gibi, kadın-erkek eşitliği sayesinde değil.
Çünkü kalkınma için önce “sermaye birikimi” şarttır, sonra da bunu “yatırıma” dönüştürecek bilim ve teknoloji.