Türkiye, 2010 yılına kadar yerleşik güçlerin, yeni gelen ve Avrupa’ya açılım sağlayan AKP iktidarını darbe ve komplolar yoluyla tasfiye çalışmalarına tanıklık etti. Bugün kimileri inkara çalışsa da Ergenekon ve Balyoz davalarında ortaya çıkarılan yapı da tam buydu.
Ancak 2010’dan sonra yeni gelen ve kendisini demokrasi maskesi altında gizlemeye çalışan rejimin de en az eskisi kadar yolsuzluk içinde olduğunu ortaya koydu.
Yolsuzluklara bulanıklığını giderek artan bir dincilik maskesi altına gizlemeyi başaran, bunun için çocuk tecavüzü dahil her türlü ahlaksızlığa sahip çıkmak zorunda kalan bir zihniyetin ülkeyi götürdüğü nokta, koyu bir karanlıktır.
Bu kadar büyük suçları organize bir şebeke gibi işleyenlerin iktidarı demokratik yöntemlerle bırakmasını beklemek safdilliktir.