Erdoğan çevresinde ‘liderlik’ esasına oturan bir model arayışının öne çıktığı görülüyor. Liderin halkın mütemmim cüzü olduğunu varsayan, liderin meşruiyetini halkla aynılığından, halkın onun şahsında özneleşmesinden aldığını varsayan, bir bakıma yeni bir ‘şeflik’ tanımını akla getiren, ‘organik lider’ fikri (!) bu arayışın bir sonucu.
Başkanlık rejiminin Erdoğan’ın konumuna değil, ülkenin yapısal ihtiyaçlarına bağlanmasını isteyen, muhalefeti böyle hareket etmemekle eleştiren bu çevrelerin, bugün söylediklerinin tam tersini yapıyor olmaları ironik bir durum.
Türk siyaseti şu anda fiili bir başkanlık uygulaması içinde seyrediyor.
Fiili başkanlık uygulamasından kastettiğimiz, cumhurbaşkanın ‘perspektif verme ve yönlendirme’ işlevinin çok ötesinde, ‘yöneten ve direktif veren icracı bir çerçeve’de hareket etmesidir.