Salih Tuna: İyisi mi bu 'lağımcı profesöre' hiç dokunmamak…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Hasan Karakaya’nın vefatı bunlara artık nasıl koyduysa günler geçti hâlâ bitmek tükenmek bilmiyorlar.

Bunlardan biri, bir profesör, merhumun gazeteciliğine, “lağımcı gazeteciliği” demiş.

Efendim, Osmanlı’da “lağımcı” demek… Lan? Ona bakarsan, Azerice “pezevenk” demek de… Neyse, burdan gitmeyelim, bize yakışmaz.

Profesörün kendisine yakıştırdığından gidecek olursak da birçok örnek vererek, “bunların gazetecilik tarihi lağımdan ibaret” demek zorunda kalacağız ki, bu da pek hoş sayılmaz. İyisi mi bu “lağımcı profesöre” hiç dokunmamak…

Biz geçelim diğerine; Sözcü gazetesinin vaktiyle Kürtlerin şivesiyle dalga geçen ama HDP’ye de oy dilenen köşe yazarına.

Dünkü yazısında, Hasan Karakaya’yı askere “jurnallemiş.”

Camileri bombalayacağınızı, Müslümanları derdest edip statlara dolduracağınızı ve Uğur Mumcu’dan başlayarak yazarları öldürdüğünüzü, Turgut Özal’a suikast düzenlediğinizi yazıp çizen, “ne kadar güncel ya da tarihsel suç varsa” hepsini size mal eden bir yazardı, demiş.

Böyle bir yazar için Genelkurmay nasıl taziye telefonu açarmış! Tabii, böyle demiyor da, aklı sıra dalgasını geçiyor: “Hasan Karakaya’ya Genelkurmay Başkanlığı adına taziye telefonu açmanız çok büyük bir incelik…”

Demek ki bu “değişiğe” de Genelkurmay’ın taziye telefonu çok koymuş.

Salih Tuna’nın yazısı