Cumartesi günü BirGün’ün manşet haberinden öğrendim ki, meğer ODTÜ’de köprülerin altından zaten çok sular akmış. Kampüste 2 bin kişilik bir cami ve 15 mescit varmış.
Ama, IŞİD / CİHATÇI zihniyetli bir grup sahneye çıkmış. (Ya da çıkartılmış!) Ve ‘ibadet hakkımız engelleniyor’ diye yaygaraya başlanmış. Bunu, ‘mescitte namaz kılanlara saldırdılar’ yalanı izlemiş. YÖK Başkanı da ODTÜ Rektörü’nü arayıp ‘olayı kınamış’…
ODTÜ, bu gerici / faşist iktidar için en önemli simgelerden biri. Dize getirmek, başaramazlarsa yok etmek istiyorlar.
Bu, çok ama çok tehlikeli bir oyun. Zira ODTÜ, Hürriyet’e benzemez. ODTÜ’lü gençler de, Saray’ın istediği adamı ‘en tepeye’ getirip göze girmeye çalışan Hürriyetçiler’e… “Eğer bir Rus uçağı sınırlarımıza tecavüz etmiş ve F-16’larımız onu indirmişse… Ama falan demeyiz… Devletimizin yanında yer alırız…” diye RTE’YE çiçek uzatan Ertuğrul Özkök’e hiç benzemez. ODTÜ ve ODTÜ’lüler, Hürriyet gibi dize getirilemez.
Ancak, provokasyonlar, gerginlikler de bu ülkeye pahalıya mal olur.
Biliyorum… Yandaş ve merkez medya ‘karşıt görüşlü gruplar’ deyip çıkacaktır işin içinden… Bir bölümü de ‘namaz kılan gençlere saldırı’ masalını anlatmaya devam edecektir.
Eğer, başta CHP, toplumsal muhalefet ayağa kalkmaz… Gençlere… Türkiye’nin gururu ODTÜ’ye… Ve elbette laik cumhuriyete sahip çıkmazsa…
“Ne mutlu Müslümanım” sloganıyla ortaya çıkanlar ipi göğüsleyecektir.
Ve tencerede yavaş yavaş haşlanan kurbağaların masaya servis zamanı gelecektir.