Roboskili gençler vicdani reddini açıklıyor: Bu kirli savaşın parçası olmayacağız

 

burcu karakas kelleBURCU KARAKAŞ

brckarakas@gmail.com

Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 17’si çocuk 34 kişinin savaş uçaklarıyla bombalanarak öldürülmesinin üzerinden dört yıl geçti. 28 Aralık 2011 tarihinde yakınlarını kaybedenlerin acısı da adalet talebi de ilk günkü gibi taze. Aileler bir yandan adalet arayışlarını sürdürürken köyün gençleri de diğer yandan kendilerine göre bir yol çiziyor: Ellerine silah almayı reddetmek.

Barış akvitistleri Yannis Vasilis Yaylalı ile Meral Geylani, 2012’den bu yana Roboski’de yaşıyor. İki aktivist, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle üç sene önce vardıkları köyde ilk önce birkaç ay kalmayı planlamış. Ancak aylar ayları kovalamış ve 2015’e kadar gelmişler. Geylani ve Vasilis artık Roboski’nin yerlisi. Her yıl ‘Roboski için vicdani ret ver’ çağrısında bulunuyorlar.

Aslında bu çağrı, bir ihtiyaçtan doğmuş.  Barış aktivistlerinden Yaylalı, vicdani ret açıklamalarının nasıl başladığını şöyle aktarıyor: “Gençlerin bir arayışı vardı. Askerlik zamanları geliyordu. Askere gitmek istemiyorlardı. İlk vicdani reddini açıklayan genç, katliamda hayatını kaybeden Celal Encü’nün kardeşi İsa Encü oldu. ‘Daha kardeşim katledileli bir yıl olmadı, nasıl giderim askere yakın zamanda’ demişti. Hukuksal anlamda nelerle karşı karşıya kalabileceğini anlattık. Sonrasında köyde bir atölye çalışmamız da oldu. ‘Madem böyle bir rahatsızlık var, bundan sonra her sene vicdani ret atölyeleri kuralım’ dedik. Bu sene 3’üncü atölyemizi yaptık.”

‘Vatandaşlıktan çıkarılır mıyım? Ya evlenemezsem?

Vicdani ret hakkına ilişkin bilgi sahibi olmayan gençler önce tedirginlik yaşamış: ‘Vatandaşlıktan çıkarılır mıyım? Ya evlenemezsem?‘ Ancak sonrasında öz güvenleri sağlamlaşmış. Bir keresinde Diyarbakır yolunda asker kaçağı olarak durdurulduklarında önlerine gelen belgeyi imzalamamış, avukatlarını aramışlar. Avukatların, gençlerin vicdani retçi olduklarını söylemeleri üzerine kolluk görevlilerinden aldıkları tepki ile fiilen meşru bir hakkı savunduklarını fark ederek memnun olmuşlar.

Peki bu gençler hangi gerekçelerle vicdani retlerini açıklıyor? Sebeplerini tahmin etmek çok da zor değil. Farklı zamanlarda ilan edilen açıklamalardan bazıları ise şöyle:

* Yunus Fakhan: 1987 Uludere doğumluyum. Bu yaşıma kadar bir karıncayı bile incitmemiş birisiyim. Ben kimseyi öldürmek istemiyorum, ölümlere ve savaşlara karşıyım. Etkilerini çocuk yaşta yaşamış biri olarak haykırıyorum, savaş kimseye bir şey kazandırmaz. Yaşadığımız her şeye rağmen kimseye düşmanlık yapmak istemiyorum, bu yüzden savaşlara yüksek sesle hayır diyorum. Halkımıza karşı benim çocukluğumdan itibaren gördüğüm bu saldırılarda hiçbir değişiklik olmamışken, hatta  90’lı yılları aşan ve hiçbir ahlaki yönü gözetmeyen bu kirli savaşın hiçbir şekilde parçası olmayacağımı buradan tüm kamuoyuna duyuruyorum.

* Necdet Encü: Reyhanlı katliamının üzeri bir çırpıda kapatılmış, Diyarbakır mitingine saldırı yapan IŞİD’li teröristi polis önce gözaltına alıp daha sonra bırakmıştır. Tüm bu katliamların hesabını vermemişken, hatta çoğunun hazırlayıcısı iken beni hangi hakla askerlik yapmaya çağırıyor? Roboski‘den Suruç’a katleden devletin hiçbir koşulda askeri olmayacağımı ifade ederken vicdani reddimi açıklıyorum.

* Mervan Encü, Sekvan Encü ve Muhammet Emin İçen: Buradan bir kere haykırarak ‘savaş oyunu‘ bitti diyoruz. Bundan sonra bu cinsiyetçi, ırkçı, militarist sistemin hiçbir koşulda ne asker ne korucu olarak asla parçası olmayacağımızı tüm kamuoyuna deklare ediyoruz. Savaşın parçası olup kardeş kanı dökmeyi ret ediyoruz.