AKP, daha doğrusu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son derece yoğun bir seçim kampanyası sürdürüyor. Birinci olarak, bütünüyle Erdoğan’ın kimliği üzerinde yoğunlaşan bu kampanya, yerel belediye başkan adaylarını kişiliksizleştiriyor. Böylece, zaten AKP’nin oy alacağı yerlere ilave olarak, adayın kimliğinden gelecek olan artı destek önemli ölçüde yıpranıyor. İkinci olarak, Menderes ve İsmet İnönü üzerinden verilmeye çalışılan mesajlar, özellikle genç seçmen açısından fazla bir anlam ifade etmiyor. Bilindiği gibi seçmenler ileriye dönük beklenti ve umutlara göre oy kullanır, geçmişin çok fazla bir değeri yoktur.
Üçüncü olarak, çeşitli gruplara yönelik ‘nefret söylemleri’, sürekli ‘biz ve onlar’ ayrımcılığı, düşmanlaştırıcı ifadeler, belki AKP’li seçmenlerin saflarını sıkılaştırıyor ama yüzen ve gezen oylar, kararsızlar, sadece hizmete oy veren partisizler açısından olumsuz bir rol oynuyor, onları yabancılaştırıyor ve uzaklaştırıyor. Dördüncü olarak, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları için komplo demek, somut görüntüler, kutular, istifalar, konuşmalar, zabıtlar ortadayken, inandırıcı olmaktan uzak kalıyor. Beşinci olarak, seçim sonrası vaatlere baktığımızda, korkutucu önlemlerle karşılaşıyoruz.