Demokratik özerklik ya da yeni benimsenen adıyla ‘özyönetim’ hedefinin siyasal bir mücadele konusu olduğunu göz ardı edip “Biz özyönetim ilan ettik, oldu da bitti” diyen, devletin tepkisini zor kullanarak göğüslemeyi seçenlere sözüm çok.
Ama bu söz “Öyle yaparsanız devletin de cevabı böyle olur işte” diye tepeden bakan, devleti hukukla değil zorbalıkla tanımlayanların ideolojik tuzağına düşmekten kesinlikle kaçınan bir sözdür.
İç savaş görüntülerinde bile rastlanmayan ölçüde tahrip edilmiş kent ve kasaba görüntüleri eşliğinde bir halkın siyasal tercihinin insafsızca cezalandırılmasına tanık oluyoruz ve bu ülkeyi yönetenler bu tercihlerinin ülkeyi sahiden de iç savaşa sürükleyeceğinin ya farkında değiller ya da bunu sahiden istiyorlar.
Başka bir açıklama mümkün değil. 44 çocuğun, içlerinde 35 günlük bebeklerin de bulunduğu 44 çocuğun öldürülmesinin başka bir açıklaması yoktur.
7 Haziran seçimlerinin sonucunu siyasal bir yenilgi olarak görüp sindiremeyen, o yüzden “tekrar seçimi” dayatan ve kendi çıkardığı “İç Güvenlik Yasası”nın ardına sığınıp bir halkı ölümle, açlıkla, korku ile, yılgı ile, devlet zoruyla sindirip parlamento aritmetiğini kendi kirli hesaplarına uygun hale getirmek gibi sefil bir siyasal tercihte bulunanların yarattığı sonuç bu: “44 çocuk terörist etkisiz hale getirildi.”