Bu kaba güç gösterisinden hepimizin muzdarip olma ihtimali mevcut. Bir gün kabak sizin de başınıza patlayabilir, bu güçten zarar görebilirsiniz; ama hiçbir zaman ciddiye alamazsınız. İşin püf noktası, bu gücün iğne batırılmış balon gibi patladığı an galiba ciddiyet. Bu salkım-saçak güç gösterisinde ve uygulamasında hukuksuzluğun ötesinde başka bir çarpıklık var: Görgüsüzlük, hatta çocuksuluk.
Başbakan’ın kurduğu cümlelere, kullandığı argümanlara, sürdürdüğü muhakemeye yaramazlık yaparken yakalanan çocukların kırılgan savunmaları egemen oluyor. Erdoğan, seçim kampanyasını Cemaat’e karşı yürütüyor… Aynı zeminde ona karşılık veren bir rakibi yok; meydan bomboş. Yağıyor, gürlüyor, öfkesi-şiddeti sınır tanımıyor. Miting meydanlarında karşısındakinin ilmini, inancını, ahiretini sorguluyor. Neden? Çünkü meydan boş olduğu için gücü yetiyor. Bir yığın suçlamayı sıralarken nedense gözümde hep öğretmenin karşısında arkadaşını, “bana ne, bana ne, sen yaptın” diye bas bas bağırarak suçlayan ve böylece ayıbını örtmeye çalışan şımarık müzevir çocuk canlanıyor.