Boyu en az 167 santimetre olan bir polis, boyu en fazla 160 santimetre olan bir çocuğun kafasına bir gaz fişeği isabet ettirebiliyorsa, buna tesadüf diyemeyiz. Çünkü biliyoruz ki o fişeğin 45 derece açı ile atılması gerekir.
Biz bu memlekette birbirimizi tanırız. Siyasal görüşümüz, hayat anlayışımız ne kadar farklı olursa olsun, kimsenin çocuğunu öldürmek istemeyiz… Ama o polis, artık her kimse, o fişeği bunları hiç düşünmeden sıktı. Çünkü ona böyle emredilmişti, görevi emirleri tartışmak değildi, yerine getirmekti ve hiç istemediğine inandığım bir duruma yol açtı. Bunun sorumlusu, o çok genç olduğunu tahmin ettiğim polise, o emri verendir…
Oysa esas suçlu en tepede! O en tepedeki, meydanlarda herkesi yüksek sesle azarlıyor. Hiç utanmıyor ki kendi çocukları gemiler, vakıflar sahibi olarak milyonlarla oynarken, benim kara kaşları birbirine bitişik, mahzun bakışlı Berkin’im kara toprağın altında! Hiç utanmıyor ki, yola beraber çıktığı insanlar üç kuruşla geçinmeye, çocuklarını okutmaya çabalarken, kendisi milyon dolarları beğenmiyor.