Devlet egemenliğini emanet ettiğimiz iktidar karar veriyor ve mahkeme kararı olmadan Samanyolu Grubu’nu bu devlet kurumunun mülkiyetinde olan uydudan çıkartıyor. Tek gerekçe muhalefet. Muhalif seslerin devlete ait ayrıcalıklar ve yetkiler seferber edilerek susturulduğu bir ülkede demokrasiden bahsedemezsiniz. AB ilerleme raporunun yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü bölümlerini dikkatle olursanız, gerçekte Türkiye’deki diktatörlüğün resmini eksiksiz bir tablo halinde bulabilirsiniz. Hukuksuzluk bir kenara, bu kadar kanunsuzluk ve keyfilik ancak bir diktatörlükte olur. Diktatör “susturun” diye kükrüyor, Türksat kılıfını bile hazırlama fırsatı bulamadan emri uygulamak zorunda kalıyor.
Soruyorlar: “Madem diktatörlük var, sen bunları nasıl yazıyorsun?” Ben bunları diktatörlük olmadığı için değil, diktatörlükten korkmadığım için yazıyorum. Biliyorum ki korkmayanlar ayakta kaldığı sürece bu ülkenin çıkarlarını muhafaza etmek, temel hak ve özgürlükleri korumak adına bir umudumuz olacak.