Orda bir savaş var. Orduların düzeni ya da düzensizliği, halkların haklılığı ya da haksızlığı, gerekçelerin tutarlılığı ya da tutarsızlığı hiçbir anlam taşımıyor. Ölenler üçe ayrılıyor: Asker, terörist-gerilla, sivil.
İnsanlar o topraklarda üçe ayrıla ayrıla her gün yere düşüyorlar ve binyıllar önce ölen insanların üzerine gömülüyor. Ölülerden yüksek yüksek dağlar yapan ve o dağlara tırmana tırmana tahtına varan canavar, hiç uyumuyor; leş kokan nefesiyle çağlardan çağlara söndürülmeden taşınan savaş meşalesini körüklüyor.
Koşulların, sistemlerin, nedenlerin, silahların, uygarlıkların, dillerin, dinlerin, yöntemlerin değişmesinin hiçbir anlamı yok. Toprak bu, hiçbir zaman kapanın elinde uzun süre kalmıyor. Uygarlık erozyonunda sabit bir hırsla devamlı el değiştiriyor. Bir zamanlar Asurlularla Urartular… Şimdilerle Türklerle Kürtler…
Toprağın aslında kimsenin olmadığını hiçbir zaman öğrenemediler.