Keşke böyle bir kavga kopmamış, keşke bugün yaşadığımıza benzer günler hiç yaşanmamış olsaydı… Ancak yaşanıyor ve Cemaat’le irtibatlı bilinen medya, birbiri ardına meydana gelen gelişmeleri canla başla savunuyor. Olay, onların yansıttığı veya içlerinden bazılarının sandığı gibi, ‘yolsuzluk’ iddialarıyla sınırlı değil; öyle olsaydı, gözleri açmaya yarayan ilk girişimden sonra arkası yargıya ve siyasetin kurumlarına bırakılırdı.
Ak Parti yönetimi ve tabanı, bir yanlışları temizleme hareketi olarak değil, kendilerini siyasetten temizleme girişimi olarak algıladı olanı ve bunu engellemek için saldırılara her türlü yöntemle karşı çıkmayı onayladı. Ya da Tayyip Erdoğan kampanyasını onaylatmayı başardı. Cemaat seçim meydanlarında hakkında söylenenleri hak ediyor mu? Bence hak etmiyor… Ancak, siyaset alanında mübalâğaya ve gerçekleri bir başka biçime sokmaya da yer vardır. Sorun da, zaten, siyasete dışarıdan müdahalenin ‘vekiller’ eliyle yürütülmesi zorunluğundan kaynaklanıyor. Hiçbir vekil asilin yerini tam tutamaz çünkü…