Karadeniz kıyılarında, Urla’da, Fethiye’de, Aksaray’da Halkların Demokratik Partisi’ni hedef alan vahim saldırılar sadece seçim güvenliğini ortadan kaldırmıyor. Irkçı nefreti bütün boyutlarıyla ortaya koyuyor… Hükümetin bu ırkçı saldırılar karşısında sessiz kalışı, kendine yönelik soruşturma tehdidi karşısında yırtıcı bir hayvan çevikliğiyle davranan Başbakan’ın, yasal bir partinin levhasını indirtip yerine Türk bayrağı astıran bir kaymakama dokunmaması, sırt sıvazlama anlamına gelmiyor mu? Ateist olmayı terörist suçlamasıyla yan yana getirerek, hem yasal protesto gösterisi haklarını kullananları kriminalize ediyor Başbakan hem de benim de içinde yer aldığım küçük ateist yurttaş grubunu da hedef tahtasına yerleştiriyor. Başbakan üst üste ve fütursuzca suç işliyor. Anayasayı ihlal suçu işliyor. Nefret suçu işliyor.
Diliyle bilinçaltı arasında hiç mesafe kalmayan bir Başbakanımız var. Alevi olmayı yeterli şüphe nedeni, Yahudiliği alçaklık simgesi olarak gören AKP’li bakanlar, milletvekilleri var… Başbakan, hükümet üyeleri, iktidar partisi milletvekilleri sazı bu telden çalınca, ırkçı horona kalkanların çokluğuna şaşırmak safdillik olur.