Mahkemelerden nasıl kişiye özel kararlar çıkartılmak istendiğini, Yargıtay ve Danıştay’la ilgili atamaların nasıl yapıldığını, yargının bağımsızlığının hangi amaçla elinden alındığını ortaya çıkan dinleme tapeleriyle somut biçimde görme imkanımız oldu.
Sayıştay denetimi halkın ödediği vergilerin nereye gittiğini, Meclis yoluyla dolaylı denetlemesi, şeffaflığın artması, demokrasinin şartı olmasının yanısıra uluslararası yükümlülüklerimizin de gereği.
Gördüğümüz anlayış ise piyasa ekonomisine, yolsuzlukla mücadele anlayışına tümüyle ters. Başka bir deyişle bu dinleme tapeleri AB ile ilişkilerde de büyük sorun çıkarmaya aday.
Son dönemde ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, Sayıştay denetimi gibi demokrasi gereği kontrollerin olduğu bir sistemde, bu kadar büyük boyutlara ulaşmazdı.
Sizce Sayıştay denetiminin “yürütmenin gücünü sınırlıyor” anlayışıyla engellenmesinin, neredeyse tümüyle yok edilmeye çalışılmasının nedeni de, kendiliğinden ortaya çıkmış olmuyor mu?